yicit.com - reklam medya poetika

tarih deyimleri terimleri VYZ


                                        - V -

VAHDETİ VÜCUD : Yaratanla yaratılanın bir oluşunu, tek kaynaktan geldiğini savunan tasavvuf görüşü. (Vahdaniyet: Tannnın Birliği)
VAİZ  : Camilerde Müslümanları aydınlatmak için konuşma yapan, dinî öğütler veren kimse. (Vaizin verdiği öğütlere vaz, vaiz denir)
VAKA-YI HAYRİYE : Hayırlı olay: Yeniçeri Ocağının kaldırılması olayı için kullanılan deyim.
VAKANÜVİS : Osmanlıiarda 18. yüzyıldan itibaren resmî tarihçilere verilen isim. (Olayları yazan).
VAKIF : Kamunun (ammenin) yararına ayrılan taşınır ya da taşınmaz mal. (Vakıflar tüzel kişiliğe sahiptir).
VALİDE SULTAN  : Padişah annelerine verilen unvan.
VARİDAT : Gelirler. (Varidatçı: Maliye Nazırlığında devletin gelir işlerini yürüten memur)
VEHHABİLİK : Onsekizinci yüzyılda Arabistanda, Abdülüvehhab tarafından kurulan mezhep. (Bugün Suudi Arabistanda bu mezhepten olanlar çoğunluktadır.)
VELΠ : Tasavvufta, gizli bilgilerle donanmış, dünya nimetlerine önem vermeyen Allaha yaklaşan ve Allah tarafından korunduğu kabul edilen kimse. Ermiş. Yatır. (Çoğulu: Evliya).
VELİAHT : Bir hükümdarın yerine geçecek olan prens veya şehzade.
VELİYULLAH : Allaha yakınlık kazanmış kimse.
VERASET : Bir kimsenin para, mal ve haklarının kendi soyundan veya neslinden olanlara geçmesi. (Hükümdarlık unvan ve haklarının kendinden sonra gelenlere miras yoluyla geçmesi).
VEZİR : Osmanlılarda sadrazamlıktan sonra gelen en yüksek rütbe. (Vezirler arasında da rütbe farkı vardı).
VEZİR-İ ÂZAM : Onyedinci yüzyıl ortalarına kadar Sadrazam yerine kullanılan unvan veya sıfat. (En büyük vezir).
VİLÂYET : Osmanlılar bu ismi eyaletler için kullanırlardı. Sancak ise bugünkü il anlamına geliyordu.
VİRE VİRA : Kuşatılan bir kalenin teslim şartı. (İki taraf arasında müzakere yoluyla tespit edilirdi).
VOYVODA : Boğdan ve Eflak eyaletlerinin başında bulunan ve genellikle o ülkelerin hanedanından olan genel vali. (Eyaleti padişah adına bunlar idare ederdi).

                                   - Y -

YABGU : Bir unvan. Eskiden, Türk Devletinin doğu kısmının başkanı: Doğu Türk İli Hakanı.
YAĞI : (Eski Türklerde) Düşman.
YALI BOYU  : Osmanlılar Tuna boylarına Yalı Boyu derlerdi.
YAMAK : Yeniçeri, topçu ve humbaracı ocaklarında asker adayı. Sınır kalelerinde sefere gitmeyen, kaleyi bekleyen asker.
YARLIKAMAK : (Yarlıgamak) (Eski Türklerde) Buyurmak, haşmetle yapmak, bağışlamak, esirgemek, korumak.
YENİÇERİ : Osmanlıların, önceleri devşirme yoluyla toplanan gençlerden oluşturduğu piyade sınıfı.
YENİ OSMANLILAR : Sultan Abdülaziz devrinde Meşrutiyete geçilmesi için çalışan ve bunun için kurulmuş olan cemiyetin adı. Bunlara "Genç Osmanlılar" da denirdi.
YOĞ (Yuğ) : (Göktürklerde) Ölü için yapılan tören. Matem töreni. Ölü yemeği.

                                   - Z -

ZAĞARCI  : Yeniçeri Ocağının 64. ortasına verilen isim. Padişah tarafından avda kullanılan zağarları (bir cins av köpeği) yetiştirdikleri için bu adı almışlardı.
ZAPTİYE : Güvenlik işleriyle uğraşan askerî kuruluş.
ZEAMET : Fetih sırasında devlete ait araziden savaşçılara ve bir kısım devlet ve saray memurlarına kılıç hakkı olarak verilen toprak. (Zeamet, 1840 yılında kaldırıldı).
ZENBEREKÇİ : Yeniçeri Ocağınm 88. ortasına verilen isim. Bunlar silah olarak zenberek denilen bir ok kullanırlardı.
ZEVRAK : Küçük savaş gemisi.
ZIRH : Oktarvkılıçtan korunmak için giyilen çelik elbise.
ZULKARNEYN  : Büyük İskendere Araplşrın ve Türklerin verdikleri isim.
tarih deyimleri terimleri VYZ bilgisi için webde arama yapın.

İlgili Olabilecek Başlıklar: