Fidel Castro
Mayari,
Küba
| ölüm tarihi =
| ölüm yeri =
| başlama =
2 Aralık 1976
| bitiş =
18 Şubat 2008
| önceki =
| sonraki =
Raúl Castro
| başlama2 =
| bitiş2 =
| önceki2 =
| sonraki2 =
| parti =
| sıra =
Küba Devlet Başkanı
| sıra2 =
}}
Fidel Alejandro Castro Ruz (d.
13 Ağustos 1926,
Mayari,
Küba),
Küba Devrimi'nin önderlerinden olan, Kübalı
Marksist devrimci. Devrim sonrası, Küba devlet başkanı.
[http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/8590067.asp?yazarid=22]
Orta hâlli
İspanyol göçmeni bir toprak sahibi olan Angel Castro'nun beş çocuğundan ikincisidir. Çocukluğu yoksul bir yöre olan Mayari'de geçmiştir. Oriente ilinin merkezi Santiago'daki Katolik okullarında ve Havana'daki Cizvit lisesi Belen İlahiyat Okulu'nda öğrenim gördü.
1950'de
Havana Üniversitesi'nden
hukuk doktoru olarak mezun oldu.
Öğrenciyken,
1947'de
Dominik Cumhuriyeti'ne karşı başarısızlıkla sonuçlanan bir devrimci harekete ve
1948'de
Bogota'daki kent ayaklanmalarına katıldı.
1947'de
Küba Halk Partisi'ne girdi.
1950-
52 arasında
avukatlık yaptıktan sonra Temsilciler Meclisi seçimleri için Küba Halk Partisi'nden adaylığını koydu. Ama
10 Mart 1952'de iktidardaki Carlos Prio Socarras hükûmetini deviren
Küba'nın eski başkanlarından General
Fulgencio Batista seçimleri iptal etti.
1953 başlarında
Batista diktatörlüğünü yıkmak amacıyla küçük bir grup oluşturan Castro,
26 Temmuz'da
Santiago'daki Moncada Kışlasına 125 arkadaşıyla birlikte bir baskın düzenledi ama başarısızlığa uğrayarak tutuklandı.
16 Ekim 1953'te Santiago'daki Küba Yüksek Mahkemesi'nde yapılan yargılamada
Sayın yargıç siz beni mahkum edin! Tarih beni haklı çıkaracaktır! (
La Historia Me Absolvera) cümlesiyle biten ünlü savunmasını yaptı. Mahkeme sonunda 16 yıla mahkûm oldu. Juventud Adasında 21 ay hapis yattıktan sonra, Batista'nın emriyle cezasının geriye kalan bölümü bağışlandı.
1955'te
Küba'dan ayrılarak
Meksika'ya geçti ve
26 Temmuz Hareketi adlı yeni bir örgüt kurdu.
İspanya İç Savaşı'na katılmış olan Kübalı Alberto Bayo'nun yönetiminde gerilla savaşı eğitimi gören örgüt üyeleri
2 Aralık 1956'da
Granma yatıyla
Küba'ya dönerek Oriente'de karaya çıktı. Burada hükûmet kuvvetleriyle girişilen çatışmalarda arkadaşlarının çoğunu yitiren Castro, aralarında kardeşi
Raul Castro ve
Ernesto Che Guevara'nın da bulunduğu 12 arkadaşıyla birlikte Oriente'nin güneybatısındaki Maestra Dağlarına çekildi. Bu dağlarda iki yıl boyunca Batista'nın kuvvetlerine karşı bir gerilla savaşı yürüttü. Giderek siyasi desteğini yitiren ve bir dizi askerî yenilgiye uğrayan Batista,
31 Aralık 1958'de
Dominik Cumhuriyeti'ne kaçtı. Castro
1959'un ilk günlerinde
Havana'ya girdi. Hukukçu Doktor Manuel Urrutia Leo devlet başkanlığına, Castro da başbakanlığa getirildi.
Castro hükûmeti ilk olarak fiyatları ve kiraları düşürdü. Ardından köklü bir toprak reformu başlattı, 40 hektarı geçen toprak bedelleri 20 yılda ödenmek üzere kamulaştırıldı ve halk çiftlikleri olarak işletilmeye başlandı. Önceleri Castro'ya karşı çıkmakla beraber
1959'a doğru gerilla hareketini desteklemeye başlayan Küba Sosyalist Halk Partisi (PSP) Castro ile ilişkilerini geliştirerek etkili bir konum kazandı.Bu durumdan tedirgin olan Urrutia'nın toprak reformunun ertelenmesi yönündeki baskıları üzerine, Castro istifa etti. Ama halkın yoğun tepkisi karşısında Urrutia görevinden çekilmek zorunda kaldı. Yerine Osvaldo Doticos getirilirken Castro yeniden başbakan oldu.
240px 1959)]]
Bu sırada toprakların kamulaştırılmasından zarar gören
ABD şirketlerinin baskısıyla
ABD hükûmeti
Küba'ya karşı ekonomik ambargo uygulamaya başladı. Ekonomisi tek ürüne dayalı bir ülke olan Küba, öteden beri ABD'ye sattığı şekeri
SSCB'ye satmaya başladı.
ABD şirketlerinin elindeki rafineriler, şeker karşılığında
SSCB'den alınan ham petrolü işlemeyi reddedince Castro bu rafinerileri devletleştirdi. Bu gelişme
ABD ile
Küba'nın arasını daha da açtı. Devrimden sonra
ABD'ye kaçan ve
John F. Kennedy yönetiminden silah ve mali destek sağlayan Kübalıların
Nisan 1961'de giriştiği
Domuzlar Körfezi Çıkartması başarısızlıkla sonuçlandı. Castro çıkarmanın ardından yayımladığı Havana Bildirisi ile ilk kez,
Küba'nın sosyalist politikalar izleyeceğini dünyaya duyurdu.
1962'de SSCB'nin Küba'ya
balistik füzeler yerleştirmesi ve
John F. Kennedy'nin
Küba'yı deniz ablukasına almasıyla dünya bir
nükleer savaşın eşiğine geldi.Bunalım ancak
ABD'nin
Küba'da hükûmeti devirmek için artık girişimde bulunmayacağına söz vermesi ve
SSCB'nin
Türkiye'deki Amerikan füze rampalarının kaldırılması karşılığında
nükleer silahlarını
Küba'dan geri çekmeyi kabul etmesiyle atlatılabildi. Bununla birlikte Merkezi Haber alma Örgütü (
CIA) Castro'ya yönelik suikast plânları hazırlamayı sürdürdü.
Kruşçev'in Küba Bunalımı sırasında ödün verdiğini öne süren Castro,
1968'e değin bağımsız sosyalist bir politika izledi.
Güney ve
Orta Amerika ile
Afrika'daki devrimleri destekleyici bir tutum aldı. Aynı dönemde
Bağlantısızlar Hareketi'nin önderlerinden biri durumuna geldi.
1968'den sonra
SSCB ile ilişkilerin düzelmesi doğrultusunda başlayan askeri ve ekonomik yakınlaşma süreci içinde,
SSCB'te dönük bir dış politika izledi.
1975'te
Angola'daki iç savaş sırasında
Angola Halk Kurtuluş Cephesi'ni (
MPLA) desteklemek amacıyla Kübalı askerler gönderdi. Bunu
Etiyopya ve başka ülkelere gönderilen gönderilen Kübalı askerler izledi. 1980'lerde Küba'nın yurt dışındaki asker sayısı 40 bine ulaştı.
1961'de Küba Sosyalist Halk Partisi ile birleşme sonucu ortaya çıkan Birleşmiş Sosyalist Devrim Partisi'nin (
1965'ten sonra
Küba Komünist Partisi) genel sekreterliğini üstlenen Castro, ülke içinde çok yönlü ve kapsamlı politikalar uygulamaya başladı. Okuma yazma seferberliği sonunda okuryazarlık oranı yüzde 90'ın üzerine çıktı. Yeni okullar açılarak eğitim olanakları yaygınlaştırıldı. Zenginlik kaynaklarının, ulusal gelirin ve sağlık hizmetlerinin dağılımında köklü değişiklikler gerçekleştirildi. İşsizlik büyük ölçüde ortadan kaldırılırken, herkese çalışma yükümlülüğü getirildi. Bütün bunlara karşın tek ürüne dayalı (şeker) Küba ekonomisini dönüştürme yönündeki çabalar başarılı sonuçlar vermediğinden, 1970'lerin ortasından başlayarak önemli sıkıntılar yaşanmaya başladı.Bu nedenle
SSCB'nin mali desteği büyük önem kazandı.
Küba'da
1959'dan sonra ilk kez yerel seçimlerin yapıldığı ve devlet yapısında yeni düzenlemelerin geliştirildiği
1976'da Devlet Konseyi ve Bakanlar Kurulu başkanlığını üstlenen Castro, güçlü ve merkezi bürokrasiye dayanarak toplumsal ve ekonomik yaşamdaki yönlendirici rolünü sürdürdü. Devlet ve parti organlarında eski mücadele arkadaşlarına ağırlık verdi. Silahlı kuvvetlerden sorumlu devlet bakanı olan kardeşi
Raul Castro giderek ikinci adam konumu kazandı.
SSCB ve
Doğu Avrupa'nın sosyalist ülkelerinde 1980'lerin sonlarında ortaya çıkan demokratikleşme ve piyasa ekonomisine yönelme süreci karşısında Küba yönetimi sosyalizmin
Marksist-
Leninist yorumuna bağlılığını sürdürdü.
1989'da Fidel Castro'nun yakın çevresindeki ordu komutanlarının karıştığı yolsuzlukların ortaya çıkarılması yönetimi ciddi biçimde sarstı. Öte yandan SSCB'yle ticaret hacminin gitgide küçülmesi ve Sovyet yardımlarının ortadan kalkması kısa sürede Küba ekonomisi üzerindeki etkilerini göstermeye başladı.
Enerjik, karizmatik ve siyasi sezgileri güçlü bir önder ve parlak bir hatip yeteneği olan Castro, üzgün bir siyasi düşünür olmaktan çok gelişen olaylara göre davranmasını bilen aktif bir eylem adamıdır. Başardığı işlerle halk içinde önemli bir destek kazanmakla birlikte, çoğu sonradan
ABD'ye sığınan geniş bir muhalif kitlesinin doğmasına da yol açmıştır. Bu kitleler için
Kimseyi zorla ülkemizde yaşamaya mahkum edemeyiz. Eğer insanların özgürlüğün kıymetini anlamak için esareti yaşayıp tecrübe etme ihtiyacı varsa, Bu durumu olgunlukla karşılayacağız! demesi, dünya kamuoyunda ve kendi ülkesindeki karizmasını kuvvetlendirmiş, zorlayıcı ve baskıcı bir liderden daha ziyade özgürlükçü bir insan olduğu imajını yaratmıştır. birçok sanatçı ve bilim adamını yargılamaksızın kabul etmiş ve desteklemiştir.
Ernest Hemingway,
U2 müzik gurubunun solisti
Bono, gibi modern özgürlükçü birçok sanatçıyı Dost edinmiş ve sade bir yaşantı biçimini benimsemiştir. Halkıyla kendi arasındaki duvarları kaldırmıştır. ABD kökenli tarihçiler tarafından yaptıkları çarpıtılmış ve Amerikan medyası tarafından kötü gösterilmeye çalışılması, dünya kamuoyunda daha çok meşhur olmasına neden olmuştur. Amerikan medya çevresince kötü gösterilmesine karşın verdiği cevap çok açıktır:
Eğer tarih böyle yazıldıysa yapacak birşeyim yok! Benim için önemli olan halkın desteği ve güvenidir! Birçok kişi benim özgüvenimin kaynağını merak etmektedir. Kaynak çok açıktır: HALK !! demiştir. Bu söylem ile gerçekler ne kadar çarpıtılırsa çarpıtılsın, insanların gerçeği göreceği mesajını vermiştir. Gerçeği çarptıranların korkularından dolayı gerçekleri çarpıttığı gerçeğini görmüş ve bunu birçok söyleminde ifade etmiştir.
Eğitimini hukuk alanında yapmıştır.
1952'de
Batista'ya karşı giriştiği mücadele sonucunda hapsedilmiştir (
1953-
1955) ve ardından da sürgüne gönderilmiştir.
1956'da
Küba'ya dönerek
26 Temmuz Hareketi'ni başlatmıştır ve
2 Ocak 1959'da iktidarı ele geçirmiştir.
Fidel Castro
31 Temmuz 2006 tarihinde sağlık problemleri nedeniyle yetkilerini geçici olarak başkan yardımcısı ve kardeşi
Raúl Castro'ya devretti.
[[http://www.plenglish.com/article.asp?ID=%7BAC5B0F2B-D66D-4892-84F4-7403BC61ED4C%7D)&language=EN] Prensa Latina - Latin American News Agency]
19 Şubat 2008'de bir açıklama yaparak, 1959 yılından beri yürütmekte olduğu Küba Devlet Başkanlığı görevini bıraktığını açıklamıştır.
[[http://www.milliyet.com.tr/2008/02/19/son/sondun12.asp?prm=0,429993569 Konuyla ilgili gazete haberi]]Kaynakça
Dış bağlantılar
[http://www.sol.org.tr/index.php?yazino=28624 Fidel Castro Devlet Başkanlığı Görevinden Ayrıldığını Açıkladı - soL]
[http://www.plturkce.org/index.php?yazi_id=648 Fidel Castro'nun Küba halkına kutlama mesajı (30 Aralık 2006) - Prensa Latina Türkçe]
[http://www.plturkce.org/index.php?yazi_id=326 Fidel Castro'nun 80. yaş günü mesajı - Prensa Latina Türkçe]
İlgili Olabilecek Başlıklar: