EDİRNE
İlin Kimliği
Yüzölçümü : 6276 km2
Nüfûsu : 404.599
İlçeleri : Merkez, Enez, Havsa, İpsala, Keşan, Lalapaşa, Meriç, Süloğlu, Uzunköprü
Marmara Bölgesinin Trakya kısmında yer alan;
Türkiyenin
Avrupa yakasında ikinci büyük ve serhat şehri. Sınır kapısı, “Bursanın oğlu,
İstanbulun babası” olarak vasıflandırılan ve
Osmanlı Devletinin ikinci başkenti ve “müze şehir” [[[
Edirne]]]nin doğusunda
Kırklareli ve
Tekirdağ, güneydoğusunda
Çanakkale, batısında
Yunanistan, kuzeybatısında
Bulgaristan, güneyinde ise
Ege Denizi bulunmaktadır. İl toprakları 40°30 ve 42° 00 kuzey enlemleri ile, 26°00 ve 27°00 doğu boylamları arasında yer alır.Trafik kod numarası 22dir.
İsminin Menşei
Edirne,Roma İmparatoru Hadrianus tarafından M.S. 120de yeniden îmâr edildiği için, buna izâfeten, “Hadrianapolis” ismi verilmiştir. Doğu Roma (Bizans) zamânında “Adrinople” olarak anılmış,
Türkler
Edirneyi fethedince, ilk önce “Edrine” demişler, sonradan bu kelime halk arasında “
Edirne” olmuştur.
Târihi
Türk-Osmanlı târihinde büyük bir yeri olan serhat şehri
Edirneye, ilkçağda Trak kabilelerinden Betlegerriler ve ardından Odrysler yerleşmişlerdir. M.Ö. 4. asırda
Makedonyalılara, sonra Roma İmparatorluğuna ve M.S. 395te Romanın parçalanması ile Doğu Roma (Bizans)ya geçmiştir. M.S. 586da Avar Türkleri kuşatmış, fakat alamamıştır. Bulgar Türkleri, 914te
Edirneyi almışsa da, kısa bir müddet sonra Bizanslılar geri almışlardır. 1050 ve 1078de Peçenek Türkleri kuşatmıştır.
Osmanlı Türklerinin
Rumeliye geçmesinden kısa bir müddet sonra, 1361
Temmuzunda Hacı İl Bey ve Evranos Bey emrindeki Türk ordusu tarafındanBizanslılardan alınarak fethedilmiştir.
Edirne tekfuru kuşatma esnâsında Eneze kaçmıştır. Tekfursuz kalan şehir halkı, dînî liderlerine “Ne yapalım?” diye sorar. Papazlar güzel kızları su almak için sur dışına gönderirler.Türk askerleri bu kızlara bakmaz bile. Ayrıca üzüm bağlarından yenilen üzüm kütüklerine paralarının bir mendil içinde bağlanmış olması üzerine, bu ordunun yenilmeyeceğini anlayan papazların tavsiyesi üzerine şehir halkı, Osmanlı komutanı Lala Şahin Paşaya teslim olurlar.
Edirne 1361-1453 arasında Osmanlı Devletinin başşehri olmuş ve 91 sene başşehirlik yapmıştır. Birinci Murad Han,Avrupa fütûhâtını buradan başlatmıştır.
Fetret devrinde (1402-1413) Emir Süleymân ve kardeşi Mûsâ Çelebinin başşehri olmuştur. 1413te pâdişah olan Çelebi Sultan Mehmed, uzun müddet
Edirnede kalmıştır.
İkinci Murad Han zamânında,
Edirnenin ve çevresinin Türk-Osmanlı mîmârîsi ile yeniden inşâ edilmeye başlandığı görülür.Trakya ulaşımı bir ağ gibi örülmeye başlanmış, târihî Uzunköprü köprüsü yapılmış, Ergene nehri üzerinde iç kısımlara doğru ulaşım sağlanmıştır. İstanbul fethinde kullanılan toplar “Tophâne Bayırında” dökülmüştür.Türk akıncılarının üssü hâline gelen
Edirne Kalesi,İstanbulun fethine zemin hazırlayan müstahkem mevki hâline gelmiştir.Üs olan
Edirne Osmanlı Türk hükümdârlarının İstanbuldan sonra en hoşlandıkları bir şehir olmuştur. Hattâ bâzıları
Edirneyi İstanbula tercih etmişlerdi.
Dördüncü Mehmed (1648-1687) ile kardeşleri İkinci Süleymân (1687-1691) ve
İkinci Ahmedin oğlu
İkinci Mustafa (1695-1703) uzun süre
Edirnede oturmuşlardır. Bu devirde İstanbul bir kaymakam (Başbakan vekîli) tarafından yönetiliyor, devlet
Edirneden idâre ediliyordu. Bu durum bâzılarının menfaatlerine dokunduğu için huzursuzluğa sebeb oldu. “
Edirne Vakası” denilen hâdise ile İkinci Mustafa tahttan indirildi.Yerine kardeşi
Üçüncü Ahmed pâdişâh oldu. Dördüncü Mehmed ile kardeşi İkinci Süleymân ve İkinci Ahmed
Edirnede vefât ettiler.
Edirne, Osmanlı devrinde merkezi Sofyada bulunan Rumeli Beylerbeyliğine (Eyâletine) bağlı bir vilâyetti.
Edirne kâdısı, Osmanlı Devletinin İstanbul kâdısından sonra en yüksek rütbeli kâdısı sayılırdı.
Edirne bir ilim merkezi, medreseler (üniversiteler) şehriydi. Tanzimâttan sonra
Edirne vilâyeti (eyâleti) kuruldu. Doğu ve Batı Trakya
Edirneye bağlandı. Balkan Harbinden sonra Batı Trakya (2 vilâyet)Bulgaristana bırakıldı.
1700 senesinde,
Edirne 350 bin nüfûsu ile dünyânın en büyük birkaç şehrinden biriydi. Bunlar; İstanbul, Pâris, Londra ve
Edirne idi. On sekizinci asırdan îtibâren gerilemeye başladı. 1745 senesinde çıkan büyük bir yangınla 60 mahalle kül oldu. 1751 yangını da 1745teki yangın şiddetindeydi.
Edirne 4 defâ istilâya uğramış ve çok zarar görmüştür. 1829da Ruslar
Edirneye girmiş bir kaç ay kalmıştır. İkinci Sultan Mahmud,
Edirnede 10 gün kalarak halkın moralini takviye etmiş, istilânın tahribâtının yeniden îmârı için emir vermiştir. 20Ocak 1878de
Edirneye giren Ruslar 13 ay kalmışlar ve şehri tahrib etmişlerdir. Balkan Harbinde Şükrü Paşanın kahramanca savunmasına rağmen, açlık
sebebiyle, Bulgarlara 26
Mart 1913te teslim oldu. 4 ay sonra Türk ordusu 22 Temmuz 1913de
Edirneyi geri aldı. Birinci Dünyâ Harbinden sonra
1920 Temmuzundan 25
Kasım 1922ye kadar Yunan ordusunun işgâlinde kalan
Edirne, çok geriledi ve dünyâda
Edirne derecesinde gerileyen başka bir şehir görülmedi. Lozan Antlaşması ile
EdirneTürkiye sınırları içine alındı. Cumhûriyetten sonra
Edirne kendi adını taşıyan ilim merkezi oldu. İkinci Dünyâ Harbinde
Edirne boşaldı ve çok sıkıntılı günler yaşadı.
Fizikî Yapı
Trakyanın batısını teşkil eden
Edirne toprakları, geniş düzlükler ve basık tepelerden meydana gelir. Arâzinin % 78i platolar, % 5i dağ ve yaylalar ve % 17si ovalardan ibârettir.Akarsu ve göl bakımından da zengin sayılır. % 25i orman ve fundalıklarla kaplıdır.
Dağları: Bellibaşlı dört dağ silsilesi vardır. Istıranca Dağları, Uzunköprü Dağları, Koru Dağları, ve Çandır Dağları. En yüksek yer Korudağ (Yerli Su Tepesi) 720 metredir. Diğer dağların yüksekliği azdır. Bakacak Kuletepesi (590 m), Çandır Tepe (385 m), Süleymâniye Tepesi (378 m), Hasır Tepesi (385 m) ve Hızır İlyas Tepesi (378 m)dir. Dağlar orman ve fundalıklarla kaplıdır.
Ovaları:
Edirne ilinin mühim kısmı 0-250 m yüksekliktedir. Topraklarının % 78i plato ise de bunlar ova görünümündedir. Ovalar ise % 17dir. Ergene, Tunca, Kazanova ve İpsala ovaları başlıca geniş ovalarıdır. Düzlükler doğudan batıya doğru gittikçe alçalır. Meriç Ovasına kavuşur. Meriç ile Ergene arasında kalan arâzi hafif dalgalı ve yarımada şeklindedir. Keşan ve Enez arası 250-500 m arasındadır. Ergene Ovası; Ergene Vâdisi ile Uzunköprü ve Meriç ilçelerinin mühim kısmını ihtiva eder. Ergene Irmağı sık sık taşarak mil bıraktığı için arâzi çok verimlidir.Tunca Irmağı vâdisinde bulunan ovalara, Tunca Ovası denir.
Meriç Vâdisinde Kapıkule-
Edirne arasında kalan ovaya Kazanova denir. İpsala Ovası en büyük ovadır. Sulu ve kuru tarım yapılır. İpsala ve Enez topraklarını ihtivâ eder.
Edirnede yaylalar çok azdır.Yerli Su Tepesi (Keşan)-Çandır (Enez)-Hisarlı (Lalapaşa), Yazın (Lalapaşa) ve Ömeroba çok güzel manzaralı ve su kaynakları zengin yaylalardır.
Akarsuları:
Edirne, akarsu bakımından zengin, fakat su rejimleri düzensiz ve kontrolsüzdür. İlkbahar ve sonbaharda taşmalar olur. Başlıca akarsuları şunlardır:
Meriç:
Edirneye Bulgaristandan girer. Türk-Yunan sınırını çizer.
Edirne yakınında Arda ve Tunca nehirlerini alır. Dimetoka yakınında,
Yunanistandan gelen Kopkino Çayını alır. Balabancık yakınında Ergene Çayı ile birleşir. Enez yakınlarında
Ege Denizine dökülür. Taşmaları önlemek için Uzunköprü-Altınyazı Barajı yapılmıştır. Arda ile birlikte debisi 193 m3tür. Nehir balık bakımından zengindir. Arâzinin sulanmasında kullanılır. Derinliği 60-520 cm arasındadır.
Edirne il sınırları içindeki uzunluğu 185 kmdir. Arda Nehri:
Pazarkule sınır kapısından giren Arda, 1 km sonra Meriç ile birleşir. Tunca Nehri: Bulgaristandan Uzunbayır civârında Türk topraklarına girer. 32 km yol alarak, Bülbül Adasında Meriçle birleşir. Ergene Nehri: Kırklarelinin Istıranca Dağlarından çıkar. Pehlivanköy ilçesinde,
Edirne sınırlarına girer. İpsala-Sarıcaali köyünde Meriçle birleşir. Bütün uzunluğu 230 km ise de
Edirnedeki kısmı 72 kmdir. Süleoğlu Deresi: Süleoğlu köyü civârından çıkar. Hıdırca yakınında Ergene Nehrine karışır. 79 kmdir. Ayrıca, Başamaklar Deresi (27 km) Pravadi Deresi (42 km) Keşan Deresi (32 km) ve Büyükdoğan Deresi (33 km) vardır.
Göller:
Edirne tabiî ve baraj gölleri ile göletler bakımından en zengin illerden biridir. Gala Gölü: Enez ilçesinde 8 km2lik bir göldür. Etrâfı bataklıktır. Meriç taşınca gölle birleşir.Tuzludur.Sulamada kullanılmaz. Balığı boldur. Derinliği 70 santimdir. Dalyan Gölü: Enez ilçesi güneyindedir. Çok tuzlu ve sodyumludur. Derinliği 1-1,5 metredir. Çevresi kumluktur. Sulamada kullanılmaz.Yüzölçümü 3,5 km2dir. Taşaltı Gölü: Dalyan Gölünün doğusundadır. Sığ bir göldür. Derinliği 80 cmdir. Yüzölçümü 70 hektardır. Suyu tuzludur. Kıyılarının bir kısmı bataklıktır. Bir kısmında ise çeltik ekimi yapılır. Pamuklu Gölü: Gala ile Sığırcık Gölü arasındadır. Yüzölçümü 2,5 km2dir. Derinliği 70 cmdir. Etrâfı bataklık ve sazlıktır. Sığırcık Gölü: Yüzölçümü 2 km2, derinliği az, suyu tuzludur. Kıyılarının bir kısmı bataklık ve sazlıktır. Altınyazı Barajı: Uzunköprü-Altınyazı köyündedir. 2300 hektarlık arâzi sulanır ve 1490 hektar aâazi su taşkınlarından korunur. Kadıköy Barajı: Büyükdoğanca Deresi üzerindedir. 42 milyon m3 su toplanır. 4 bin hektar arâzi sulanır. Başamak Deresi: Üzerinde 9 m yükseklikte ve 900 m uzunlukta bir set ile toplanan sular taşkınları önler. Bu su 12 kmlik bir kanalla Altınyazı Barajına aktarılır.
İklim ve Bitki Örtüsü
Edirne ilinde çeşitli iklim tipleri görülür.Toprakları fazla engebeli olmadığı ve denize kıyısı olduğu halde
Balkanların şiddetli kara iklimi hüküm sürer. Ayrıca
Akdenizin ılık ve yağışlı iklimi ile bâzan
Karadeniz iklimi görülür. Balkan yarımadası, Orta Avrupa, Akdeniz, Ege, Karadeniz ve
Marmara denizinin tesiri altındadır. Ergene havzasında kara iklimi hüküm sürer. Kışlar sert ve kar yağışlı, yazlar sıcak
geçer.Senelik ortalama yağış miktarı 597 milimetredir.
Topraklarının % 57sinde tarım yapılır. % 14ü çayır ve meralıktır. Orman ve fundalıklar %25tir.
Ekime müsâit olmayan arâzi % 4tür. Trakyanın en verimli topraklarıdır. Ergene Havzası, bozkır görünümündedir. Ormanlarında meşe, kızılçam ve karaçam ağaçları çoğunluktadır. Koru Dağları ile Saros Körfezi arasında kalan kısım makiliktir.
Edirne nemli ve rüzgârlıdır. Rüzgârlar buharlaşmayı önler. Bu ise bitki örtüsünün çeşitli olmasını temin eder.
Ekonomi
Edirnenin ekonomisinde ağırlık tarıma dayanır. Faal nüfûsun % 73ü tarım, balıkçılık, avcılık ve ormancılıkla uğraşır. Gayri sâfi hâsılasının % 42si tarımdan elde edilir. Sanâyi hızla gelişmektedir. Avrupayı Ortadoğuya, Anadolu ve İstanbula bağlayan transit yol buradan geçer.
Tarım:
Edirnede çeşitli tarım ürünleri yetişir. Ovaları çok bereketlidir.Tarla tarımı çok gelişmiştir. Tahılda buğday, sanâyi ürünlerinde şekerpancarı ve ayçiçeği ön sırayı alır. Meyvecilikte, kavun, karpuz yetiştiriciliği ve bağcılık ileridir. Son 10 senede tarım ürünleri bir kat artmıştır. Buğday, pirinç, ayçiçeği, şekerpancarı, fasulye, susam, kolza, domates, patlıcan, pırasa ve lahana ilde yetiştirilen başlıca tarım ürünleridir.Meyve olarak kavun, üzüm, karpuz, elma, armut, erik, kızılcık ve bâdem önemli yer tutar. Sulama, gübreleme ve modern tarım araçları kullanma husûsunda önde gelen iller arasındadır.
Hayvancılık: Çayır ve meraların gittikçe azalmasına rağmen hayvan potansiyeli yüksektir. Koyun, kıl keçisi, sığır ve manda beslenir. Koyunların çoğu kıvırcıktır. Eti yağsız, sütü bol ve yapağısı kalitelidir.Kışın Balkanlardan gelen yaban ördek sürüleri boldur. Beyaz peyniri meşhurdur.
Ormancılık: Yüzölçümünün % 25i orman ve fundalıklarla kaplı ise de
Edirne orman bakımından zengin sayılmaz. 160 bin hektara yakın orman sahasının 20 bin hektarı koruluktur. Her sene bu ormanlardan 25 bin m3 sanâyi odunu ile 20 bin m3 yakacak odun elde edilir.
Mâdenleri:
Edirnede çıkarılan başlıca mâden linyittir.Keşan, Demirhanlı, Küçük Doğanca, Enez ve Meriç linyit ocaklarından senede yaklaşık 50 bin ton linyit çıkarılır.
Türkiye ihtiyâcının yarısını karşılayacak tabiî gaz rezervleri Trakyada bulunmaktadır.
Edirnede tabiî gaz ve petrol aramalarına devâm edilmektedir.
Sanâyi: Yakın zamâna kadar
Edirnenin sanâyii tarıma dayalı, yağ, un, beyaz peynir ve kaşar peyniri fabrika ve mandıralarından ibâretti. Son 10 senede sanâyi hızla büyümüştür. Mühim kısmı imâlat, gıdâ, tarım, sıhhi tesisat malzemeleri, dokuma ve deri sanâyiine âittir.
Ulaşım:
Edirne Türkiyenin Avrupadaki sınır kapısıdır.Anadoluyu, İstanbulu, Ortadoğuyu Avrupaya bağlayan kara ve demiryolları
Edirneden geçer. Avrupadan Türkiyeye giren 4 sınır kapısından 3ü Yunanistan ve biri Bulgaristan sınırındadır. Kapıkule sınır kapısından başlayan E-5 Karayolu,
Edirne-Havsa-Babaeski-Çorlu-Silivri-İstanbul güzergâhını tâkip eder. İpsala sınır kapısından başlayan yol, İpsala-Keşan-Malkara-Tekirdağ-Silivri güzergâhını tâkip eder ve E-5 Karayolu ile birleşip İstanbul istikâmetine devâm eder.
Edirne ile ilçeleri birbirine asfalt yollarla bağlanmıştır. Köy yolları düzgündür. Motorlu araç sayısı hızla artmıştır. Demiryolu bakımından da
Edirne işlek bir yerdedir. Hergün İstanbul-Sofya-Venedik-Paris, İstanbul-Sofya-Belgrad-Zagreb-Viyana, İstanbul-Sofya-Bükreş- Moskova seferleri karşılıklı olarak Kapıkuleden yapılır.Ayrıca İstanbul-Selanik-Atinatren seferleri Uzunköprü ve Eskiköy üzerinden yapılır. 230 kmlik düzgün bir yolla İstanbula bağlıdır.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Nüfûsu:
1990 sayımına göre toplam nüfûsu 404.599 olup, bunun 210.421i ilçelerde, 194.178i köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 6276 km2 olup, nüfus yoğunluğu km2 başına 64 kişidir.
Örf ve âdetleri:
Edirne târih boyunca Avrupa ve
Asya arasında göç, akın, istilâ ve sefer yolu üzerinde olduğu için, çeşitli kültürler bu bölgede hâkim olmuştur. 1361de Osmanlı Türklerinin fethiyle, Türk-İslâm kültürü hızla yerleşmiş ve diğer kültürler unutulmuş, sâdece bâzı harâbe ve târihî kalıntıları kalmıştır.
Edirnede Türk-İslâm gelenekleri hâkimdir. Kıyâfet: Mahallî kıyâfet gittikçe kaybolmakta, sâdece düğün, bayram ve folklor gösterilerinde kullanılmaktadır.Yine de köylerde şalvar ve yelve gibi elbiselerin giyilmesi yaygındır. Yemekleri: Mahallî yemekleri tarhana, bâdem ezmesi, ciğer sarması, mazmaza ve akıtma (mayalı, ince), mantı ve katmer, bakla tavası, çerkes tavuğu, nemse böreği, gözlemedir. Türküleri: Göçlere, bozgunlara, yağma ve istilalara mâruz kalan mahallî halkın türküleri acı, yanık ve hasretleri aksettirir.Oyunları: Trakya bölgesinin oyunlarıdır. Erkekler kendi aralarında davul ve zurna ile, kızlar kendi aralarında darbuka ile oynarlar. Başlıcaları kasap oyunu, Debreli Hasan, mendil, alaybeyi ve karşılamadır. Oyunlar sona doğru çok hareketlenir. El sanatları: Ahşap işçiliği, oyma, kakma, boya bezekli çalışmalar çok ilerlemiş ve bu tür eserlere “
Edirne-kâri” denmiştir.Trabzan ayakları, tavan işlemeleri, sini-sofra altları, dolaplar, çekmeceler sanatkârâne
şekilde yapılır.Süpürge darısından yapılan süpürgecilik yaygındır.
Edirnenin peyniri, süpürgesi, kokulu ve renkli sabunu, bâdem ezmesi ve devâimisk ismindeki macun şeklinde helvası meşhurdur.
Kırkpınar güreşleri: 14. yüzyılın ikinci yarısından îtibâren
Edirnenin Kırkpınar mevkiinde güreş şenlikleri düzenlenir. Süleymân Paşanın Rumeliyi fetihleri sırasında (1346-1358) Anadoludan Rumeliye geçenTürk askerleri bu bölgede mola verirken 40 er birbiriyle güreşe başladılar. Bu 40 er birbirini yenemedi ve güreşteyken öldüler. Seneler sonra arkadaşları seferden (akınlardan) dönünce arkadaşlarının kabrini ziyâret ettiklerinde soğuk, gür bir pınarın aktığını görürler. “Kırklar pınarı” zamanla “Kırkpınar” olur.Rumeliyi fethedenkırk şehîdi yâd etmek için tertiplenen “Kırkpınar Güreşleri” zamanla anane hâline gelir. (Bkz. Kırkpınar Güreşleri)
Yiğitlerin harman olduğu er meydanı Kırkpınardaki güreşlerde baş pehlivan olarak Aliço, Koca Yusuf, Hergeleci İbrâhim,Adalı Halil ve Kurtdereli Mehmed yetişmişlerdir.Avrupa ve
Amerikada bütün râkiplerini yenen Adalı Halilin kabri Kasımpaşa Câmii yanındadır.Her sene güreşçiler, güreşe başlamadan kabrini ziyâret ederler.Adalı Halil, Kırkpınarda tam 18 sene başpehlivan olmuştur.
Allah,Allah, İllallah; Hayırlar gele inşallah. Pirimiz,Hamza Pehlivan, Aslımız, neslimiz, pehlivan. İki yiğit çıkmış meydana, Birbirlerinden merdane. Biri here, biri kara, İkisinin de zarı pâre. Alta düştüm diye yerinme, Üste çıktım diye sevinme. Alta gelirsen apış, Üste çıkarsan yapış. Vur sarmayı kündeden at, Gönder Muhammede salevât. Seyirttim gittim pınara, Allah ikinizin de işini onara...
Eğitim:
Edirne 1362den bu yana ilim ve kültür merkezi olmuştur. Okur-yazar nisbeti %85tir. Okulsuz köy yoktur. Bâzı köylerde ortaokul vardır.İlde 88 ana okulu, 318 ilkokul, 91 ortaokul, 12 lise ve 17 meslekî ve teknik okul bulunur. Tıp Fakültesi, Eğitim Fakültesi, Meslek Yüksek Okulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Keşan Meslek Yüksek Okulu, Mühendislik ve Mîmârlık Fakültesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Trakya Üniversitesine bağlı kuruluşlardır.
Yetişen meşhurlar:
Edirne, târihî, kültürel bir merkez olarak pekçok büyük meşhurun yetiştiği bir beldemizdir. On altıncı yüzyıl seyhülislâmlarından, büyük âlim Kemâl Paşazâde Ahmed Şemseddîn Efendi, 1775te şeyhülislâm olan Topkapılızâde Mehmed Emîn Efendi, Sezâi Hasan Dede, 15. asrın ilk yarısının büyük şâiri İvazPaşazâde Atâyî, meşhur tezkire yazarı Şehî, Şakayik mütercimi Mecdî, İbret-Nümây-i Devlet yazarı Hicrî, 17. asrın büyük şâiri Cevrî; 18. asır târihçilerinden Örfî
Edirnede doğan, yetişen ve şöhretleri asrını aşan ilim ve sanat adamlarından sâdece birkaçıdır.
İlçeleri
Edirnenin biri merkez olmak üzere 8 ilçesi vardır.
Merkez: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 124.361 olup 102.345i ilçe merkezinde 22.016sı köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 22, Karakasım bucağına bağlı 6, Sırpsındığı bucağına bağlı 7 köyü vardır.İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir.Tunca ve Meriç ırmakları topraklarını sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, üzüm, şekerpancarı, susamdır. Sebze
ve meyvecilik yaygın olarak yapılır. Hayvancılık gelişmiştir.Süpürge otu üretimi ve süpürgecilik başlıca gelir kaynağıdır. Dokuma, un, çeltik, yağ, süt ürünleri, tuğla ve kiremit, yem, salça, karton-mukavva fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Tunca, Meriç ve Arda nehirlerinin birleştiği verimli toprakların yamaçlarında kurulmuştur.Türkiye-Bulgaristan arasındaki sınır kapısı olan Kapıkule ilçenin batısındadır. Trakyanın en büyük şehri olup Türkiyenin Avrupaya açılan kapısıdır.Osmanlı Devletine başkentlik yapan
Edirne,İstanbuldan sonra târihî eser bakımından yakın zamanın en zengin şehriydi. Geçirdiği iki büyük yangın, bir deprem ve dört istilâ ile târihî eserler oldukça imhâ olmuştur. Yalnız Fâtih devrinde
Edirnede 28 câmi ve 7 medrese (Üniversite) açılmıştır.Günümüzde târihî eser bakımından İstanbul ve
Bursadan sonra, kütüphâne (kitap) bakımından ise İstanbul,Ankara ve Bursadan sonra gelir.Merkez ilçe (
Edirne), 1850 senesine kadar Osmanlı Devletinin İstanbul ve Kâhireden sonra üçüncü büyük şehriydi. 1850de dördüncü, 1875te onuncu,
1900de onuncu,
1915te sekizinci şehri oldu. Günümüzde ise Türkiyenin 36. şehridir. Dünyânın hiçbir şehri bu derece hızla gerilememiştir.
Enez: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 12.700 olup, 3509u ilçe merkezinde, 9191i köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağa bağlı 19 köyü vardır.Yüzölçümü 458 km2 olup, nüfus yoğunluğu 28dir. İlçe toprakları alçak tepelerle çevrili geniş tabanlı vâdilerden meydana gelir. Doğusunda Işıklar ve Koru dağları yer alır. İlçe topraklarını Meriç Irmağı sular. İpsala Ovasının bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır. Akarsu vâdilerinde küçük ovalar vardır. Meriç bağlantılı Gala Gölü 8 km2 yüzölçüme sâhiptir. Ayrıca irili ufaklı küçük göller vardır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, ayçiçeği, arpa ve susam olup, ayrıca az miktarda pirinç, fasulye, nohut ve şekerpancarı yetiştirilir.Hayvancılık gelişmiştir. Kaşarpeyniri olan kaşkaval ve
Edirne türü beyaz peynir üretilir. Meriç ağzında balıkçılık yapılır.
İlçe merkezi Meriç Irmağının güneyi ile Dalyan arasında kurulmuştur.Gelişmemiş küçük bir yerleşim merkezidir. Ege kıyılarında yazlık evler ve tâtil siteleri vardır. Has Yunus Bey tarafından 1456da Osmanlı topraklarına katılan ilçe önemli bir liman kentiydi. Meriçin ağzının çamurla tıkanıp ulaşıma kapanması yüzünden bu önemi kaybetmiştir. Enez
1953te ilçe merkezi oldu ve aynı sene belediyesi kuruldu.
Havsa: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 27.900 olup, 9237si ilçe merkezinde, 18.663ü köylerde yaşamaktadır.Merkez bucağına bağlı 17, Hasköy bucağına bağlı 4 köyü vardır.Yüzölçümü 545 km2 olup, nüfus yoğunluğu 51dir. İlçe toprakları Ergene Irmağının kenarlarındaki geniş düzlüklerden ve bunların etrafındaki hafif engebeli arâziden meydana gelir. Ergene Irmağı ve kolları ilçe topraklarını sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, ayçiçeği, şekerpancarı, üzüm, pirinç, arpa, kozla, kavun ve karpuzdur. Hayvancılık gelişmiş olup, en çok koyun beslenir. Yağ, un, dokuma ve süt fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi,
Edirne-İstanbul karayolunun güneyinde kurulmuştur. İl merkezine 27 km mesâfededir. İlçe, Fâtih SultanMehmed Hanın vezirlerinden Mahmud Paşaya verildiğinden, ilk zamanlar Havass-ı Mahmud Paşa adıyla anıldı. Daha sonraları bu isim Havsa olarak değişime uğradı.
1954te ilçe merkezi olan Havsanın belediyesi
1941de kurulmuştur.
İpsala: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 36.122 olup, 9212si ilçe merkezinde 26.910u köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 15, İbrik Tepe bucağına bağlı 6 köyü vardır.Yüzölçümü 753 km2 olup, nüfus yoğunluğu 48dir. İlçe toprakları alçak tepelerle engebelenmiş dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Batısında İpsala Ovası yer alır. Ovayı Meriç Irmağı sular. Başmaklar Deresi üzerinde sulama amacıyla kurulan Altınyazı Baraj Gölünün bir kısmı ilçe sınırları içinde kalır. Ekonomisi tarım ve sanâyiye dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, ayçiçeği, pirinç ve şekerpancarı, fasulye, üzüm, arpa, kavun ve karpuz olup, ayrıca az miktarda elma, armut ve susam yetiştirilir. Hayvancılık yaygındır. En çok kıvırcık koyunu, sığır ve manda beslenir. Mandıralarda beyaz peynir, kaşkaval tipi kaşar peyniri ve ova kaşarı üretilmektedir.Yağ, çeltik ve un fabrikaları vardır.
İlçe merkezi, İpsala ovasının kuzeydoğusunda bir tepenin eteklerinde kurulmuştur.İl merkezine 108 km mesâfededir.Osmanlı Devleti zamânında İstanbulu Selânike bağlayan yol üzerinde önemli bir konaklama yeriydi. Daha sonra bu önemini kaybetti.Osmanlı Devletine asırlarca at yetiştiren bir merkez olup,
1928de ilçe olmuştur. İlçe belediyesi
1923te kurulmuştur.
Keşan: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 71.133 olup, 40.656sı ilçe merkezinde 30.477si köylerde yaşamaktadır. Yüzölçümü 1087 km2 olup, nüfus yoğunluğu 65tir. Merkez bucağına bağlı 20, Mecidiye bucağına bağlı 5 ve Yerlisu bucağına bağlı 12 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir.Güneydoğusunda Koru Dağı yer alır.İlçe topraklarını Keşan Deresi ile Büyükdoğanca Deresi sular.Saroz Körfezi kıyısındaki Tuzla Gölü ve sulama amaçlı Kadıköy Baraj Gölü ilçe sınırları
içinde kalır. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri, buğday, ayçiçeği, şekerpancarı, arpa, kavun, karpuz olup, ayrıca az miktarda pirinç, mısır, üzüm, elma, armut, susam ve baklagiller yetiştirilir. Hayvancılık ekonomik açıdan önemli gelir kaynağıdır. Mandıralarda kaşkaval türü kaşar peyniri üretilir. İlçe topraklarında linyit yatakları vardır.Çeltik, yağ, tuğla ve kiremit fabrikaları başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi Gelibolu-İstanbul ve İstanbul-İpsala karayollarının kesiştiği noktada yer alır.İşlek yolların kavşak noktasında yer alması ve askerî birliklerin olması ilçenin gelişmesine sebeb olmuştur. İl merkezine 102 km mesafededir. İlçe belediyesi 1866da kurulmuştur
Lalapaşa: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 11.297 olup, 1248i ilçe merkezinde, 10.049u köylerde yaşamaktadır.Merkez bucağına bağlı 27 köyü vardır. Yüzölçümü 554 km2 olup, nüfus yoğunluğu 20dir. İlçe topraklarını İstranca Dağları engebelendirir. Alçak olan dağlar, akarsular tarafından parçalanmıştır. Dağlardan kaynaklanan sularıTunca Irmağı, Sinanpaşa Deresi ve Süloğlu Deresi toplar.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, ayçiçeği ve arpa olup, ayrıca az miktarda üzüm, elma, armut ve şekerpancarı yetiştirilir.Hayvancılık gelişmiş olup, kıl keçisi ve koyun beslenir. Gelişmemiş ve küçük olan kasaba, ilin en az nüfuslu ilçesidir.İl merkezine 26 km mesâfededir.İlçe belediyesi
1945te kurulmuştur. 1361de Lala Şâhin Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra Lalapaşa ismiyle anılmaya başlandı.
Meriç: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 25.896 olup 5021i ilçe merkezinde ve 20.875i köylerde yaşamaktadır.Yüzölçümü 448 km2 olup, nüfus yoğunluğu 58dir. Merkez bucağına bağlı 18, Küplü bucağına bağlı 4 köyü vardır. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden ve ovalardan meydana gelir. Ergene Irmağı ve Meriç Nehri ilçe topraklarını sular.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri pirinç, buğday, ayçiçeği, şekerpancarı ve baklagiller olup, ayrıca az miktarda elma, üzüm, armut, susam yetiştirilir.Hayvancılık gelişmiştir.Çeltik atölyeleri ile peynir îmâlâthâneleri başlıca küçük sanâyi kuruluşlarıdır. El sanatlarından sepetçilik yaygın olarak yapılır.Gelişmemiş bir yerleşim merkezi olan Meriç, il merkezine 89 km mesâfededir.İlçe belediyesi
1930da kurulmuştur.
Süloğlu: 1990 sayımına göre toplam nüfusu 11.634 olup, 4452si ilçe merkezinde 7182si köylerde yaşamaktadır. Merkez bucağına bağlı 11 köyü vardır. Merkez ilçeye bağlı bir bucak iken 9
Mayıs 1990da 3644 sayılı kânunla ilçe oldu. İlçe toprakları dalgalı düzlüklerden meydana gelir. Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, ayçiçeği, üzüm, şekerpancarıdır. Sebze ve meyvecilik yaygın olarak yapılır. Hayvancılık gelişmiştir.
Uzunköprü: 1990 sayımına göre toplam nüfûsu 83.556 olup, 34.741i ilçe merkezinde, 48.815i köylerde yaşamaktadır.Merkez bucağına bağlı 17, Çöpköy bucağına bağlı 14, Hamidiye bucağına bağlı 18, Kırcasalih bucağına bağlı 4 köyü vardır. Yüzölçümü 1226 km2 olup nüfus yoğunluğu 68dir.İlçe toprakları Ergene Havzasında yer alır ve alçak dalgalı düzlüklerden meydana gelir.Topraklarından kaynaklanan suları Ergene ve Meriç ırmakları toplar. Basamaklar Deresi üzerinde kurulan sulama gâyeli Altınyazı Baraj Gölünün bir bölümü ilçe sınırları içinde kalır.
Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri buğday, şekerpancarı, ayçiçeği, üzüm, pirinç ve arpadır. Hayvancılık gelişmiş olup en çok büyükbaş hayvan beslenir. Mandıralarda peynir üretilir. Un, yağ, yem fabrikaları ve çeltik atölyeleri başlıca sanâyi kuruluşlarıdır.
İlçe merkezi, Ergene Irmağı üzerinde Sultan İkinci Murad Han tarafından yaptırılan köprünün kenarında kurulmuştur. 1392 m uzunluğunda ve 174 gözlü olan bu köprü aynı zamanda ilçeye ismini de vermiştir. Eskiden ilçenin, demiryolu ulaşımı yönünden önemli bir yeri vardı.
Edirne-Kapıkule hattı açılınca bu önemini kaybetti.
Edirnenin en büyük ilçesidir. Keşan-
Edirne karayolu ilçe merkezinden geçer. İl merkezine 64 km mesâfededir. Eski ismi Cisr-i Ergenedir.
Târihî Eserler ve Turistik Yerleri
Edirne, İstanbul ve Bursadan sonra târihî eser zenginliği bakımından üçüncü ilimizdir.Geçirdiği iki büyük yangın, zelzele ve dört istilâ ile eserlerin çoğu kaybolmasına rağmen müze şehir olma özelliğini korumaktadır. Önemli târihî eserleri şunlardır:
Selîmiye Câmii: Tek kubbe ile dört minâresi olan câmi, Mîmâr Sinânın en güzel eseridir. Gerçek bir sanat şâheseridir. Sultan
İkinci Selim devrinde 1569da başlayıp, 6 senede yapılmıştır. Mermer işlemeler ve İznik çinileri câmiye ayrı bir güzellik katar. Minâreleri üç şerefelidir.
Edirne denilince akla Selîmiye Câmii gelir. (Bkz.Selîmiye Câmii)
Üç Şerefeli Câmi:Fâtih Sultan Mehmedin babası İkinci SultanMurad tarafından o zamanki Osmanlı
Devleti pâyitahtı (başkenti)
Edirnede yapılan câmi 10 senede tamamlanmıştır (1438-1448). Bu câmiye
İzmirin fethinde elde edilen ganîmetten 7 bin kese para harcanmıştır.Mîmârı Kemâleddîn Efendidir. Bursa câmilerinden ayrı bir plânla ortaya çıkmıştır.Câmi iç avlu, 18 sütun ve 21 kubbeli revak ile İstanbul BâyezîdCâmiine örnek teşkil eder. Dört minâreden biri burmalı, diğeri çubuklu ve baklava, dördüncüsü dama gibi satrançlı şekillerdedir. Baklavalı denilen minârenin üç şerefesine giden yollar ayrıdır.
Murâdiye Câmii: İkinci Sultan Murad, Varnada Haçlı ordularını yenince
Edirneye dönüşte bir şükür ifâdesi olarak bu câmiyi yaptırdı.
Hicrî 839 (M.1435) senesinin 10 Muharrem günü ibâdete açıldı.OrhanBeyin Bursada yaptırdığı câmi örnek alınmıştır. Kalemkar işçiliği ve çinileri ile gerçek bir şâheserdir.
Çinili ilk minâresi 1572 depreminde yıkılmış ve 1754te
Birinci Mahmud çinisiz bugünkü tek şerefeli minâreyi yaptırmıştır.Câminin iki büyük kubbesinin arasında bulunan kemer kalem işlemeleriyle, duvarlar çiçek motifli çinilerle süslüdür.
Eski Câmi: Çelebi SultanMehmed devrinde, 1414 yılında yapılmıştır.Mîmârı,Konyalı Hacı Alâeddîndir.Yazılar sanat bakımından çok değerlidir.Hâcı BayramVelî hazretlerinin vaaz verdiği kürsü hâlen durmaktadır. 1748 yangını ve 1752 depreminden zarar görmüş olup Birinci Mahmud tâmir ettirmiştir.Yanındaki bedesten câmiye vakıf olarak yapılmıştır.Osmanlı mîmârisinin bütün özelliklerini taşır.
Şah Melek Câmii: 1429 da Şah MelekPaşa tarafından yaptırılan tek kubbeli ve tek minâreli bir câmidir. Çinileri fevkalâdedir.
İkinci Bâyezîd Câmii: Sultanİkinci Bâyezîd tarafından 1488de Mîmar Hayreddîne yaptırılmıştır. Büyük bir câmidir. Dârüşşifâsı vardır. Burada akıl hastaları, su sesi, psikolojik telkin, meşgûliyet ve ilâçla tedâvi edilmiştir.Câminin külliyesi 7 bölümdür.
Beylerbeyi Câmii: Rumeli Beylerbeyi Yûsuf Paşa tarafından yaptırılmıştır. Küçük bir câmidir. İçi kalem süslemeleriyle bezenmiştir.
Defterdar Câmii: 1576da Defterdar Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1572 depreminde kubbesi yıkılmış ve 1872de Hacı Rûşen kubbe yerine çatı yaptırmıştır. Sonradan yeniden kubbe yapılmıştır.
Yıldırım Câmii:
Edirnede bulunan en eski câmidir. Yıldırım Bâyezîd 1400 senesinde yaptırmıştır. Dördüncü Haçlı Seferinde yapılan bir katolik kilisesinin temelleri üzerine inşâ edilmiştir. Yanındaki Hasan Çelebi Sebili, en eski sebildir. Birinci Muradın oğlu Şehzâde Ahmedin türbesi bu câmi yanındadır. 1878de Ruslar câminin çinilerini ve mermerlerini sökmüşlerdir. Yanında imâret ve hamam vardır.
Şeyh Çelebi Câmii: Mîmar Sinânın eseridir. Minâresi yıldırımla yıkılmıştır. Akustiği ve kubbe süslemeleri çok değerlidir.
Gâzi Mihal Bey Câmii: Gâzi Mihal Bey 1422de yaptırmıştır. Türbesi de buradadır. İmâret ve şadırvanı vardır.
Süleymâniye Câmii: Kânûnî Sultan Süleymân Hanın vezirlerinden Süleymân Paşa yaptırmıştır.Tunca Nehri kenarındadır.
Ayşe Kadın Câmii: Çelebi Sultan Mehmedin kızı Ayşe Hâtun yaptırmıştır. Tek kubbeli şirin bir câmidir.
Şûle Çelebi Câmii: 1560 senesinde Şûle Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Kirişhane semtindedir.
Sitti Sultan Câmii: 1482de Fâtihin eşi Sitti Sultan yaptırmıştır. Devrin mîmârî özelliklerini aksettirir. Yanında Merzifonlu Kara Mustafa Paşanın sarayı (konağı) bulunuyordu.
Mezitbey Câmii (Yeşil Câmi): Mezitbey isimli bir kahraman yaptırmıştır.Minâresi yeşil çinilerle süslüdür.
Lari Çelebi Câmii: 1514te Lari Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Devrin bütün mîmârî özelliklerini taşır.
Kâdı Bedreddîn Câmii: 1530da tek kubbeli olarak inşâ edilmiş ve depremlerde zarar görmüştür.
Saatli Medrese: Üç Şerefeli Câminin avlusundadır. On beşinci asırda İkinci Murad Han tarafından yaptırılmıştır.
PeyklerMedresesi: On beşinci asırda Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılmıştır. İki renkli kapısı çok ilgi çekicidir.
Rüstem Paşa Kervansarayı: 1561de Sadrâzam RüstemPaşa tarafından MîmarSinâna yaptırılmıştır.Kâgir ve iki katlı 102 odalı ve geniş salonlu bir kervansaraydır.
Ayşe Kadın Kervansarayı: On yedinci asırda Ekmekçioğlu Ahmed Paşa tarafından yaptırılmıştır.Mîmarları SedefkârMehmedAğa ile
Edirneli Hacı Şabandır. Tek katlıdır. Mermer işçiliği çok kıymetlidir.
Ali Paşa Çarşısı: 1560ta Hersekli SemizAli Paşa tarafından Kânûnî Sultan Süleymânın Babaeskide yaptırdığı câmiye vakıf olarak yaptırılmıştır. Mîmar Sinânın eseridir. İstanbuldaki Kapalı Çarşıya benzer.
1992 yılında çıkan yangınla kullanılmaz haldedir.
Bedesten: Eski Câmi yanındadır. 1414te Birinci Murad tarafından yaptırılmıştır.Konyalı Mîmar Hacı Alâeddînin eseridir.On sekizinci asra kadar önemli bir alış-veriş merkeziydi. Hâlen kapalı çarşı olarak kullanılır.
Taşhan: Sokullu Mehmed Paşa, Mîmar Sinana yaptırmıştır.
Darülhadîs: 1435te İkinci Murad tarafından medrese olarak yapılmıştır. Minâre ilâve edilerek câmi hâline getirilmiştir. BalkanHarbinde Bulgarlar topçu atışı ile minâresini yıktılar. Câminin yanındaki türbelerde İkinci Muradın iki oğlu ile
Üçüncü Mustafa ile Üçüncü Ahmedin çocuklarının kabirleri vardır.
Darüttedris: 1574te Selîmiye Câmii bahçesine İkinci Selim yaptırmıştır.MîmarSinânın eseridir.
1935-1971 arasında Arkeoloji Müzesi,
1971den sonra Türk-İslâm eserleri müzesi olmuştur.
Edirne Saray-ı Hümâyunu (Yeni Saray): Osmanlı devrinin Topkapıdan sonraki en büyük sarayıdır. Tunca Irmağı kenarındadır. On yedinci asırda bu sarayda yaşayan nüfus 10 bin kişi idi.Zamanımıza ancak bir kısmı gelebilmiştir.
Eski Saray (Saray-ı Atik): Birinci Murad tarafından 1367de yaptırılmıştır. Eski askerlik idâresinin bulunduğu arsada olduğu tahmin ediliyor.
Gâzi Mihal Köprüsü: Şehrin batısında Tunca Nehri üzerindedir. Bizans döneminde yapılan köprüyü, 1420de Gâzi Mihal Bey yeniden yapılırcasına tâmir ettirmiştir. Köprü 766 m uzunlukta, 27 gözlü ve üç bölümlüdür. 1544te Kânûnî Sultan Süleymân tarafından ikinci kez tâmir ettirilmiştir.
Saraçhâne Köprüsü: Şehrin kuzeybatısında Tunca Nehri üzerinde, 1451de devlet adamlarındanŞehâbeddîn Paşa tarafından yaptırılmıştır. 120 m uzunlukta, 5 m genişlikte, 11 ayaklı ve 12 kemerlidir.
Bâyezîd Köprüsü: Bâyezîd külliyesi yakınındadır. 1488de İkinci Bâyezîdin MîmârHayreddîne yaptırdığı zannedilmektedir.Üç gözlü, 34 m boyunda, 4.40 m genişliktedir.
Saray Köprüsü: Saray içinde, Tunca Nehri üzerindedir.
Edirneden Sarayiçine geçilen tek köprüdür. 60 m uzunluğunda ve dört gözlüdür.
Uzun Köprü: Ergene Nehri üzerinde, İkinci Murad Han tarafından yaptırılmıştır. 1392 m uzunlukta 5.5 m genişliktedir. 174 gözlüdür. Sultan İkinci Abdülhamîd Han devrinde tâmir ettirilmiştir. Uzunköprü ilçesi ismini bu köprüden almaktadır.
Tahtakale Hamamı: 1435te Dârülhadîs Câmiine vakıf olarak Sultan İkinci Murad Han tarafından yaptırılmıştır.Tahtakale Mahallesinde olup,
Edirnenin en büyük hamamıdır.
Sokullu Hamamı: Çifte hamam olarak da bilinir. Üç Şerefeli Câminin karşısındadır. Sokullu Mehmed Paşa tarafından Mîmar Sinâna yaptırılmıştır. On altıncı asır Türk sanatının en önemli örneklerindendir.
Mesîre Yerleri:
Edirne topraklarında Meriç, Tunca ve Arda ırmaklarının birleştiği ve içinden Ergene, Keşan ve birçok çayların aktığı bir yer olması sebebiyle çok güzel mesîre yerleri ve ormanlık bölgeleri vardır.
Söğütlük: İlin güney kesiminde yüksek ağaçlarla kaplı bir alandır.
Edirne-Karaağaç karayolu üzerinde ve Meriç Irmağı kıyısındadır.
Sarayiçi:
Edirneye 12 km uzaklıkta sık ağaçlarla süslü, çayırlık ve Tunca Irmağının iki kolu arasında bir yerdir. Kırkpınar güreşleri burada yapılmaktadır.
Karaağaç: Sebze ve meyve bahçeleri ve sinekli içme suyuyla meşhur bir yerdir.
Bülbül Adası:
Edirne-Karaağaç yolu üzerinde Tunca ile Meriç ırmakları arasında bulunan bir adadır. Sebze ve meyve bahçeleriyle zengindir. Çok sayıda bülbül vardır. Sabahları bülbül sesleri etrâfı şenlendirir. Sazan ve yayın balıkları da bulunur.
Kaplıcaları:
Edirne, kaplıca ve içme suyu yönünden zengin değildir. Bilinenleri şunlardır: Gülbaba Çamuru:
Edirnenin Gülbaba bataklığı romatizma ağrılarına iyi gelir. Mercan Deresi İçmeleri: Keşan ilçesindedir. Mîde rahatsızlıklarına iyi gelir.
İlgili Olabilecek Başlıklar:
- Edirne Antlaşması
- EDİRNE
- edirne
- Edirne (il)
- Keşan, Edirne
- Edirnekapı, Fatih
- Edirnespor
- Mihrimah Sultan Camii (Edirnekapı)
- Edirne Balkan Şehitliği
- Edirne Lisesi
- Bosna, Edirne
- Büyükismailce, Edirne
- Demirhanlı, Edirne
- Doyran, Edirne
- Elçili, Edirne
- Eskikadın, Edirne
- Hacıumur, Edirne
- Hasanağa, Edirne
- Karakasım, Edirne
- Karayusuf, Edirne
- Korucu, Edirne
- Küçükdöllük, Edirne
- Musabeyli, Edirne
- Sarayakpınar, Edirne
- Orhaniye, Edirne
- Suakacağı, Edirne
- Yolüstü, Edirne
- Yenikadın, Edirne
- İskender, Edirne
- Değirmenyanı, Edirne
- Edirne Fen Lisesi
- Edirnekapı-Sultançiftliği tramvay hattı
- Edirne Rüştiyesi ve Öğretmen Okulu
- Edirne İdadisi
- Edirne Rüştiyesi
- Edirne Muallim Mektebini