Cumhuriyet Halk Partisi (1935)
Cumhuriyet Halk Partisi (
CHP),
9 Eylül 1923`te
Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından kurulmuş olan,
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk siyasi partisidir. Bugünkü siyasal koşullar altında değerlendirildiğinde siyasi yelpazenin solunda yer alan bir siyasi kurumdur. Parti 1923'te kurulmasının ardından cumhuriyeti ilan etmiş ve inkılapların gerçekleşmesini sağlamıştır.
Başlangıçta adı "
Halk Fırkası" olan parti
1924 yılındaki kurultayda adını "
Cumhuriyet Halk Fırkası" olarak değiştirdi.
1927 yılında "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık" ve "Milliyetçilik" "Laiklik" CHP nin 4 temel ilkesi olarak benimsendi.
1931 yılındaki kurultayda daha önceki dört ilkeye "Devletçilik", "Devrimcilik" ilkeleri de eklenerek ilkeler altıya çıkarıldı ve partinin adı
"Cumhuriyet Halk Partisi" oldu.
| Seçim tarihi | Alınan Oy | Oranı | Milletvekili sayısı
|
| 1950 | 3.176.561 | 39,45 | 69/487
|
| 1954 | 3.162.196 | 36,36 | 31/541
|
| 1957 | 3.753.136 | 41,09 | 178/610
|
| 1961 | 3.724.752 | 36,74 | 173/450
|
| 1965 | 2.675.785 | 28,75 | 134/450
|
| 1969 | 2.487.006 | 27,37 | 143/450
|
| 1973 | 3.570.223 | 33,30 | 185/450
|
| 1977 | 6.136.171 | 41,38 | 213/450
|
Mustafa Kemal Atatürk Dönemi 1923-1938
İsmet İnönü'nün Başbakanlıktan Ayrılması
thumb Atatürk,
Türkiye Cumhuriyeti'nin 10.Yılı kutlamalarında]]
thumb Kurucusu
Mustafa Kemal Atatürk]]
[[Resim:Mustafa kemal1.jpg|thumb|
Atatürk]]
Özellikle 1930'lu yıllardan başlayarak devletin ve partinin lideri olan
Atatürk ile 1923'ten itibaren kısa bir dönem hariç onun başbakanlığını yapan
İsmet İnönü arasında derin anlaşmazlıklar yaşanmaya başladı.1930'lu yıllar dünya tarihi açısından son derece önemliydi. Avrupa’da
faşizm yayılmakla birlikte
Türkiye'nin doğu komşusu
SSCB'de de
sosyalist idare anlayışı totaliter ve merkeziyetçi bir şekilde yayılmaktaydı. Dünya da ekonomik buhran halklar üzerinde etkisini arttırarak sürdürmekteydi.
Türkiye iktisadi buhranı atlatabilmek ve hızla kalkınabilmek maksadıyla
devletçilik uygulamasına geçmişti. Ancak devletin ve partinin başı
Atatürk,
liberal görüşlere sahipti. Bunu Atatürk'ün söylediği:
"Bizim güttüğümüz "devletçilik" bireysel çalışma ve etkinliği esas tutmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde ulusu refaha, ülkeyi bayındırlığa eriştirmek için, ulusun genel ve yüksek yararlarının gerektirdiği işlerde özellikle ekonomik alanlarda, devleti fiilen ilgilendirmektir." sözünden anlayabiliriz. Burada Atatürk esas olanın bireysel teşebbüs olduğunu açıklamaktadır (
Devletçilik maddesinde daha geniş açıklama bulabilirsiniz.). Her ne kadar devletçilik onun siyasi fikirleri arasında gösterilse de o,bunun bir zorunluluk olduğunu esas kalkınmanın serbest ekonomi ile gerçekleşeceğini savunuyordu. Bu sebeple de devletin CHP ile bütünleşmesi ve
Türkiye'nin adeta totaliter bir rejime teslim edilmesi onu endişelendiriyordu.
CHP içinde totaliter rejim yanlısı olanlar bulunması ve bu kimselerin
Avrupa'daki şeflik idarelerine hayran olması endişelerinde ne kadar haklı olduğunu gösteriyordu.
Atatürk,ekonomide daha ılımlı bir devletçilik uygulaması isterken Başbakan
İsmet İnönü,katı devletçilikten yanaydı.1930'ların sonuna doğru devleti birlikte kuran ikilinin arasındaki anlaşmazlıklar dayanılmaz bir hal aldı.Son olarak bir dış politika olayı konusunda Dışişleri Bakanı
Tevfik Rüştü Aras'a ,
İnönü'nün ayrı
Atatürk'ün ayrı talimat vermesi ve
Atatürk'ün talimatının uygulanması bardağı taşıran son damla oldu ve
İsmet İnönü çekilme kararı aldı,1 Kasım 1937'de istifa etti. Cumhurbaşkanı
Atatürk aynı gün
Celal Bayar'ı başbakan atadı.
Celal Bayar liberal görüşleriyle bilinen parlak bir iktisatçıydı.
Atatürk 1938 Kasım ayında vefatına değin
Celal Bayar ile çalıştı.
Atatürk Döneminde Kurulan
CHP Hükümetleri:
I. İnönü Hükümeti
(30.10.1923-06.03.1924)
II. İnönü Hükümeti
(06.03.1924-22.11.1924)
Okyar Hükümeti
(22.11.1924-03.03.1925)
III. İnönü Hükümeti
(03.03.1925-01.11.1927)
IV. İnönü Hükümeti
(01.11.1927-27.09.1930)
V. İnönü Hükümeti
(27.09.1930-04.05.1931)
VI. İnönü Hükümeti
(04.05.1931-01.03.1935)
VII. İnönü Hükümeti
(01.03.1935-01.11.1937)
I. Bayar Hükümeti
(01.11.1937-11.11.1938)
İsmet İnönü Dönemi 1938-1972
İsmet İnönü'nün CHP Genel Başkanı Seçilmesi
Cumhurbaşkanı ve
CHP Genel Başkanı
Mustafa Kemal Atatürk'ün 10 Kasım 1938 Perşembe günü hayata veda etmesinden sonra
TBMM 11 Kasım 1938 günü toplandı ve CHP Malatya milletvekili Mustafa
İsmet İnönü toplantıya katılan 348 üyenin oybirliği ile
Türkiye Cumhuriyeti'nin II. Cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı
İnönü hükümeti kurmakla
Atatürk'ün son başbakanı
Celal Bayar'ı görevlendirdi. II. Bayar Hükümeti 11 Kasım 1938'de kuruldu ve bu hükümet 25 Ocak 1939'a kadar görev başında kalabildi. 26 Aralık 1938 günü ise devletin tek partisi idarecisi ve yönlendiricisi konumunda olan
CHP ilk olağanüstü kurultayını yaptı.
Cumhurbaşkanı
İsmet İnönü bu kurultayda partinin
Değişmez Genel Başkanı seçildi. Vefat eden
Atatürk ise
Ebedi Şef ilan edildi. Bu şekilde
İnönü,
Milli Şef oluyordu.
Atatürk'ten sonra cumhuriyetin başına seçilen
İnönü devletin tek partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin de başına geçmişti. Haziran 1939'da yapılan V.Olağan Kurultay'da ise parti içinde muhalefet vazifesi yapacak olan
Müstakil Grup kurulması kararı alındı.
II. Dünya Savaşı Yılları CHP
İsmet İnönü, cumhurbaşkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanı olduktan sonra 1939 yılında seçimler yenilendi. TBMM yeni dönem çalışmalarına Mart ayında başladı. 1 Eylül 1939'da
Almanya Polonya'ya ya saldırdı ve
II. Dünya Savaşı başladı. Avrupa’da
Hitler Almanyası,
Mussolini İtalyası ile birlikte istilaya başlamıştı.
Stalin'in başında bulunduğu
SSCB'de bu ikiliye destek vermekteydi. Uzak Doğuda da
Japonya bu gruba katılmıştı. Savaşın diğer tarafında ise
Fransa ve
İngiltere bulunuyordu.
Hitler'in güçlü ordusu kısa zamanda
Avrupa'yı istila etti.
Mussolini kendisine
Afrika'yı hedef almıştı.
ABD olayları uzaktan izliyordu. Ancak Japonlar 7 Aralık 1941'de
ABD'nin
Pearl Harbour üssüne saldırınca Birleşik Devletler
Almanya,
İtalya ve
Japonya'ya savaş açtı. Bu arada
Almanya SSCB'ye saldırdı, dostluk bozuldu ve
Stalin'de karşı tarafa geçti. Dünya adeta bir cehenneme dönmüştü. Ancak bu cehennemin ortasında, İnönü'nün deyimiyle
Yangınlar içinde inleyen Asya ve Avrupa kıtalarının bitişik noktasında sessizlik yurdu aziz vatanımızdı. Türkiye Milli Şef İnönü yönetiminde savaşın dışında durmayı başardı. Son derece başarılı bir dış politika ile Türkiye bu büyük yangının dışında kaldı. Ancak savaş Türkiye'yi iktisadi yönden sıkıntıya soktu. Birçok temel madde bile karneye bağlandı. Milli Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi halkın üzerindeki yükü iyice ağırlaştırdı. Türk Ordusu her türlü tehlikeye karşı ayakta tutuldu. Dönemin en olumlu olayı ise Milli Eğitim Bakanı
Hasan Âli Yücel öncülüğünde açılan
Köy Enstitüleri idi.
Kemalizm İdeali'nin dayanak noktası olan köylü aydınlanması açısından bu kurumlar çok önemli görevler yaptı.
II. Dünya Savaşı Yıllarında Kurulan
CHP hükümetleri:
I. Saydam Hükümeti--Refik Saydam
(25.01.1939-03.04.1939)
II. Saydam Hükümeti--Refik Saydam
(03.04.1939-09.07.1942)
I. Saraçoğlu Hükümeti--Şükrü Saraçoğlu
(09.07.1942-09.03.1943)
II. Saraçoğlu Hükümeti--Şükrü Saraçoğlu
(09.03.1943-07.08.1946)
II. Dünya Savaşı 1945'te sona erdiğinde demokrasiler kayıtsız şartsız galip gelmişlerdi. Diğer tarafta bir başka galip ise hemen yanı başımızdaki Sovyet Rusya olarak belirmişti. Dünya adeta iki kutba ayrılmıştı ve Türkiye'de bunlardan biri içersinde yer almalıydı.
CHP'nin Demokrasiye Yol Vermesi
29 Mayıs 1945 günü
TBMM Şükrü Saracoğlu Hükümeti’nin güven oylamasını yaptı ve neticeler sonunda 7 kişinin hükümete güvensizlik oyu verdiği görüldü. Bu isimler;
Celal Bayar,
Adnan Menderes,
Fuat Köprülü,
Refik Koraltan,
Emin Sazak,
Hikmet Bayur, ve
Recep Peker'di. İlk defa
TBMM'de bir muhalefet hareketine şahit olunuyordu.
left Savaşı demokrasilerin kazanması da
Türkiye'nin bu yönde bir siyasete mecbur olduğunu göstermekteydi. Özellikle 1945 Mart ayında Sovyet Rusya'nın 1925'te Türkiye ile imzaladığı dostluk ve saldırmazlık anlaşmasını yenilemeyeceğini açıklaması ve yeni anlaşma şartlarında boğazlar üzerinde
SSCB'nin hak iddia etmesi
Türkiye'yi
ABD'ye yakınlaştırdı. Ancak bu yakınlaşma için
Türkiye çok partili demokratik yapıya geçmeliydi.
TBMM'deki bu ilk muhalefet ve Milli Şef'in 19 Mayıs 1945 günkü söylevi çok partili yaşamı müjdeliyordu. Bu küçük kıvılcımın dört ismi
Celal Bayar,
Adnan Menderes,
Refik Koraltan ve
Fuat Köprülü 7 Haziran 1945 günü
Dörtlü Takrir adlı önergeyi
CHP Grup Başkanlığı'na sundular.
Dörtlü Takrire göre parti içinde özgür bir tartışma ortamının yaratılmasını istiyorlardı. O günlerde de
TBMM Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu nu görüşmekteydi. Kanunun özellikle 17. maddesi çok büyük tartışmalara neden oldu ve maddeye muhalefetin başında ise
Aydın milletvekili
Adnan Menderes geliyordu. Söz konusu madde büyük toprak sahiplerinin topraklarını sınırlandırıyor ve büyük bir kısmının toprak sahibi olmayan köylülere tahsis edilmesini öngörüyordu.
Adnan Menderes de bir toprak ağası olduğu için şiddetle muhalefetteydi. Ancak bu muhalefete rağmen kanun 11 Haziran 1945'te kabul edildi. Hemen ertesi gün Milli Şef
İsmet İnönü Dörtlü Takrir i
CHP Grubuna reddettirdi. Milli Şef
CHP içindeki muhalif grubun partiden ayrılarak ayrı bir parti kurmasını istiyordu.
Cumhuriyet Halk Partisi
TBMM Grubu
Dörtlü Takrir i reddedince takrirde imzaları bulunan
Adnan Menderes ve
Fuat Köprülü Vatan Gazetesi'nde muhalif yazılar yazmaya başladılar.
CHP bu davranışı etik bulmayarak bu iki ismi 21 Eylül 1945'te partiden ihraç etti. Bu karara tepki gösteren
Celal Bayar 28 Eylül günü milletvekilliğinden istifa etti.
İsmet İnönü 1 Kasım 1945 günü yaptığı konuşmada ülkenin tek eksiğinin iktidar partisi karşısında bir muhalefet partisi bulunmaması olduğunu söyledi ve muhalif isimlere parti kurmaları için yolu açtı. Bunun üzerine
Celal Bayar 1 Aralık'ta parti kuracaklarını açıkladı ve 3 Aralık günü
CHP'den de istifa etti.
Nihayet 7 Ocak 1946'da
Celal Bayar genel başkanlığında
Demokrat Parti kuruldu.
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yepyeni bir devir açılmıştı. Devleti kuran
CHP demokrasiyi de tesis etmeye kararlıydı.
1946 Seçimleri ve Çok Partili Yaşamın Yerleşmesi
DP kurulduktan sonra
CHP bazı antidemokratik uygulamalara son verdi. 10 Mayıs 1946'da toplanan II. Olağanüstü Kurultay'da
İsmet İnönü Milli Şef ve
Değişmez Genel Başkan unvanlarını üzerinden attı.
Tek dereceli çoğunluk esasına dayanan seçim kanunu kabul edildi. Bazı vergiler kaldırıldı. Sendikalaşmaya izin verildi. Sınıfsal partilerin kurulması serbest bırakıldı.
CHP her ne kadar demokratikleşmek için çaba gösterse de yine de iktidarı bırakmak niyetinde değildi. Bu sebeple 1947'de yapılması gereken seçimleri 21 Temmuz 1946 gününe aldı. Böylece henüz teşkilatlanmasını tamamlayamayan
DP karşısında iktidar ve zaman kazanılacaktı. Seçimler yargı denetiminde yapılmıyordu. Oylar açıkta verilip gizli sayılıyordu.
CHP seçimleri %70 çoğunlukla kazandı (
CHP:396,
DP:61, BĞM:7 ). Seçimlerde hile yapıldığı iddiaları ortaya atıldı.
Yeni dönemde
Recep Peker başbakan atandı. Peker Hükümeti ilk iş olarak 7 Eylül 1946'da
7 Eylül Kararlarını aldı. Bu kararlara göre 1 ABD doları 1.40 TL'den 2.80 liraya düşürüldü.
Özellikle başbakan Peker'in sert tavrı nedeniyle
CHP-
DP arasındaki ipler gitgide gerilmekteydi. Karşılıklı tartışmalar sonucu
DP meclisi terk etmeye kadar gitmişti. Demokratlar talepleri kabul olunmazsa
TBMM'ni boykot etmekten söz ediyorlardı. Sine-i Millet sesleri yükselmekteydi.
İktidar ve muhalefet arsındaki gerilimi yumuşatma işi devletin başı
İsmet İnönü'ye düşüyordu.
İnönü hem başbakanı Peker'i hem de Demokratların lideri
Bayar'ı dinledi. Sonunda İnönü
12 Temmuz Beyannamesini yayınladı (12 Temmuz 1947) ve ilişkileri yumuşatmayı başardı. Ancak başbakan Peker uzlaşmak yanlısı değildi. Bunun üzerine
İnönü CHP içinde Peker'e karşı bir muhalefet başlattı. Muhalif ekibin başını
Nihat Erim çekiyordu. Peker Hükümeti ayrılmak zorunda kaldı ve yeni hükümeti
Hasan Saka 8 Eylül 1947'de kurdu. Saka belki Peker gibi sert değildi ama Demokratların umduğu yenilikleri yapacak konumda da değildi. Bu arada 1948 yılında
DP içinde de bir ayrışma yaşandı. Başlarında Mareşal
Fevzi Çakmak,
Osman Bölükbaşı,
Sadık Aldoğan,
Kenan Öner ve
Hikmet Bayur'un olduğu grup
DP'den ayrılarak 20 Temmuz 1948'de
Millet Partisi'ni kurdu.
1948'de yeni bir seçim yasası çıkarıldı yasa yargı denetimini içermiyordu.
DP tepki olarak ara ve yerel seçimleri boykot etti. 15 Ocak 1949'da Saka istifa etti. Yerine medrese tahsili görmüş ve İslamcı akımlar içinde bulunan
Şemsettin Günaltay başbakan oldu. Yeni hükümetin ilk uygulamaları da din alanında oldu. İlkokullara seçimlik din dersi konuldu. İlahiyat Fakülteleri açılmasına karar verildi.
20 Haziran 1949'da
DP II. Kongresi yapıldı ve parti bu kongrede seçimlere hile karıştırılmaması istemiyle
Milli Teminat Andını kabul etti.
CHP bu karara
Milli Husumet Andı adını verdi.
Şubat 1950'de yeni bir seçim yasası getirildi. Yasa yargı denetimini de kabul ediyordu. Ancak nispi temsil yerine çoğunluk ilkesi esasında devam edilmişti. Bu
CHP için gelecek 3 genel seçimde de çok büyük zarara neden olacaktı.
Bu dönemin Başbakanları şu isimlerdir:
Peker Hükümeti--Recep Peker
(07.08.1946-10.09.1947)
I. Saka Hükümeti--Hasan Saka
(10.09.1947-10.06.1948)
II. Saka Hükümeti--Hasan Saka
(10.06.1948-16.01.1949)
Günaltay Hükümeti--Şemsettin Günaltay
(16.01.1949-22.05.1950)
1950 Genel Seçimleri "Beyaz Devrim"
14 Mayıs 1950 günü
Türkiye tarihinde yepyeni bir devir başlıyordu.1946'da kurulan
DP yapılan genel seçimlerde büyük bir çoğunlukla iktidarı
CHP'den aldı. Demokratlar yurt genelinde %53 oy almıştı.
CHP'nin oyları %39'u buluyordu. Oy oranları açısından çok büyük bir hezimet yoktu belki ama mevcut çoğunluk sistemi nedeniyle sandalye dağılımı oldukça adaletsizdi.
DP'nin kazandığı 408 sandalyeye karşı
CHP ancak 69 sandalye kazanabildi. Bu bir
Beyaz Devrimdi.27 sene boyunca ülkeyi tek başına idare eden
CHP serbest seçim yoluyla iktidarı
DP'ye teslim ediyordu.
Atatürk'ten sonra 11,5 yıldır cumhurbaşkanı olan
İsmet İnönü artık muhalefet lideriydi. Sonucu
CHP'nin yayın organı
Ulus Gazetesi özetledi:
CHP İktidarı Devrediyor.
thumb Gazetesi]]
Yeni TBMM 22 Mayıs'ta açıldı. Meclis başkanlığına
DP kurucularından
Refik Koraltan seçildi. Demokratlar cumhurbaşkanlığına Genel Başkanları
Celal Bayar'ı seçtiler. Türkiye Cumhuriyeti'nin
Atatürk ve
İnönü'den sonra III. cumhurbaşkanı seçilen Bayar hükümeti kurmakla Aydın milletvekili
Adnan Menderes'i görevlendirdi.
CHP için yeni bir dönem başlamıştı. Demokrasi kurulmuştu.
29 Haziran 1950'de gerçekleştirilen CHP 8. Kurultayında daha önceki kurultayda parti meclisine bırakılmış olan genel sekreter seçimi yetkisi kurultay delegelerine bırakılmış, parti meclisi üye sayısı da hepsi kurultay tarafından seçilen 30 üyeye indirilmiştir. Yapılan seçimler sonunda İsmet İnönü Genel Başkan, Kasım Gülek ise Genel Sekreter seçilmiştir.
Eylül 1951 araseçimlerinde DP 20 milletvekilliğinin 18'ini kazandı.
26 Kasım 1951'de toplanan 9. Kurultay'da İsmet İnönü yeniden Genel Başkanlığa, 'çarıklı politikacı' lakabıyla anılan
Kasım Gülek de Genel Sekreterliğe seçildi.
18 Şubat 1952’de
TBMM NATO'ya girişi onayladı. 1953'te CHP parti malları hazineye devredildi. Bu karara karşı
CHP lideri
İsmet İnönü TBMM'de Demokratlara şöyle seslendi:
Işıktan korkuyorsunuz.
22 Haziran 1953’te toplanan 10. Kurultay'da parti programında ilk kez "Hukuk Devleti" kavramına yer verildi, iki meclisli bir sisteme geçilmesi, Anayasa Mahkemesi'nin kurulması, seçim güvenliği, yargıç bağımsızlığı, sendika ve meslek örgütleri kurma özgürlüğü, işçilere grev hakkı gibi görüşler programa girdi. Kurultay sonunda yapılan seçimlerde İnönü tekrar Genel Başkanlığa, Kasım Gülek de 860 delegeden 709'unun oyunu alarak Genel Sekreterliğe seçilmiştir.
1954 Seçimleri CHP'nin Büyük Yenilgisi
2 Mayıs 1954 seçimlerinde
CHP çok büyük bir yenilgiye uğradı. Ertesi gün çıkan gazeteler Demokratların seçimleri çok büyük çoğunlukla kazandığı bildirilmekteydi. Öyleki
DP tüm yurtta oyların %57,5'ini alarak (bu oy oranını şimdiye kadar hiçbir parti yakalayamamıştır) 490 milletvekilliği kazanırken
CHP %35 oy alıyor ve 31 milletvekili kazanıyordu.
TBMM deki ezici
DP üstünlüğü iyice artmıştı. TBMM'nin yeni döneminde
Celal Bayar tekrar cumhurbaşkanı seçildi. Hükümeti tekrar
Adnan Menderes kurdu.
1954 yenilgisi partiyi karıştırdı. 26 Temmuz'daki 11.Kurultay'da Tüzük Komisyonu, Genel Başkan ve Genel Sekreter ile 30 kişilik parti meclisinin kurultayca seçilmesini, Parti Meclisinden seçilecek 5 üye ile Genel Sekreterin seçeceği 2 Genel Sekreter Yardımcısının Merkez Yürütme Kurulu'nu oluşturmasını kararlaştırdı. Tüzük Komisyonunun raporu kurultay kararı ile kabul edildi. Kurultay, İnönü'yü Genel Başkanlığa, Gülek'i de Genel Sekreterliğe yeniden seçti.
21 Mayıs 1956'da 12.Kurultay yapıldı. Bu Kurultayda
İsmet İnönü, 1021 delegenin 1020'sinin oyunu alarak tekrar Genel Başkan, Kasım Gülek'de 972 oydan 880'ini alarak tekrar Genel Sekreter seçildi.
DP iktidarı 1954 seçimlerinden sonra ülkede beklenen başarılı çalışmaları yapamadı. Ekonomi gitgide daha fazla darboğaza giriyordu. Dış borçlar ülkenin sırtına yeni yükler bindiriyordu.
9 Eylül 1957'de yapılan 13. Kurultay, Demokrat Parti (DP) iktidarının artan baskılarına karşı, muhalefet ile işbirliği yapılmasının kararlaştırıldığı kongre oldu. 9 Eylül Kurultayı'nda üç muhalefet partisinin işbirliği kabul edildi, Parti Meclisi'ne, Genel Yönetim Kurulu'na işbirliği konusunda tam yetki verildi. Kongreye, muhalefetteki
Cumhuriyetçi Millet Partisi ve
Hürriyet Partisi temsilcileri de katıldılar. Yapılan seçimlerde İnönü 920 oy alarak Genel Başkanlığa, Gülek de 837 oy alarak Genel Sekreterliğe tekrar seçildiler. Ancak
DP İktidarı seçimler öncesinde çıkardığı bir kanunla seçim işbirliği yapılmasını engelledi.
1957 Seçimleri CHP Yeniden Yükselişte
27 Ekim 1957
CHP için önemli bir dönüm noktasıdır. Genel seçim sonuçlarına göre
DP %47,9 oyla 424
CHP ise %41,1 oy oranıyla 178 milletvekilliği kazanmıştı. Demokratlar ilk defa halkın mutlak çoğunluğundan az oyla iktidardaydı.
CHP tam 18 ilde tam liste halinde seçimleri kazandı. Bazı illerde
CHP oyları diğer küçük partilerle birleştiğinde
DP önemli farkla geride kalıyordu. Ancak ittifaklara izin verilmemesi ve çoğunluk sistemi sandalye dağılımında adaletsizliğe neden oluyordu. Yine 31 milletvekilinden 6 katına çıkarak 178 milletvekilliği kazanmak ve %35 olan oy oranını %41'e yükseltmek 1957 seçimlerinde
CHP'nin önemli bir başarısı olmuştur. 1957 seçimleri Halkın
DP'ye karşı en ciddi uyarısı olmuştur.
1957 seçimlerinden sonra ülkede yaşanan sosyal ve ekonomik gelişmeler karşısında, CHP'de hızlı bir çalışma dönemine girildi, parti politikalarında önemli değişimler yaşandı.
12 Ocak 1959'da başlayan 14. Kurultay da , "iktidara yürüyen parti" havasında gerçekleştirildi ve "düzen değişikliği programı" niteliğindeki "İlk Hedefler Bildirisi" kabul edildi. Bildirgeye göre demokratik kurumların kurulması ve hukuk devleti öngörülüyordu. Ayrıca işçi haklarından da söz edilmekteydi. Kurultay'da Parti Meclisi üye sayısı 30'dan 40'a çıkarıldı, Merkez Yönetim Kurulu üye sayısı da Genel Sekreter ile beraber 11'e yükseltildi. Parti Meclisi'ne gerektiğinde Genel Sekreteri üçte iki çoğunlukla değiştirme ve yeni Genel Sekreter seçmek üzere kurultayı toplantıya çağırma yetkisi verildi. İnönü ve Gülek, tekrar Genel Başkanlığa ve Genel Sekreterliğe seçildiler.
28 Eylül 1959'da Kasım Gülek Genel Sekreterlikten istifa etmiş, yerine İsmail Rüştü Aksal Genel Sekreter olmuştur.
CHP'liler 1959 bahar aylarında
Batı Anadolu illerini kapsayan ve
Büyük Taarruz adı verilen bir seçim kampanyası başlattılar. Ülke ise büyük bir gerginlik içindeydi. Bu geziler sırasında İnönü, Uşak’ta taşlı saldırıya uğradı. Devlet güçleri olaya müdahale etmediler. Siyasette
CHP-
DP kavgası gitgide su üstüne çıkıyordu. 1960 yılı başlarında basına uygulanan sansür de artmıştı.
CHP'nin yayın organı
Ulus Gazetesi kapatılmıştı. 2 Nisan 1960'ta Kayseri'ye giden İnönü'nün treni durduruldu. İsmet Paşa kurulan barikatları elleriyle yararak şehre ulaştı ve kendisini Kayseri'de 50 bin kişi karşıladı.
1960 yılının Nisan ayında DP
Meclis Tahkikat Encümeni'ni kurdu. 18 Nisan günü
CHP Önderi
İsmet İnönü,
TBMM'de
Tahkikat Komisyonu hakkında tarihi bir konuşma yaptı ve Demokratlara
bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam dedi.
İsmet Paşa'nın bu sözlerine tepki olarak
CHP lideri 12 oturum
TBMM toplantılarından uzaklaştırıldı. Bunun üzerine tepki gösteren
CHP Grubu meclisten polis zoruyla uzaklaştırıldı. 28-30 Nisan’da, İstanbul ve Ankara'da hükümete karşı öğrenci olayları yapıldı. Ölenler oldu. İki kentte de sıkıyönetim ilan edildi. Menderes olaylardan
CHP'yi ve İnönü'yü sorumlu tuttu. 3 Mayıs'ta Kara Kuvvetleri Komutanı
Cemal Gürsel hükümeti bir mektupla uyardı.
27 Mayıs İhtilâli ve Sonraki Yıllar
27 Mayıs 1960 günü Türk Silahlı Kuvvetleri ülke yönetimine el koydu. Anayasa feshedildi. Devlet Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Başbakanlık görevlerini Org.
Cemal Gürsel üzerine aldı. Gürsel
Millî Birlik Komitesi ile ülkenin tek hakimi olmuştu. Yeni anayasa hazırlanması ve siyasi yapıların kurulması için çalışmalar başladı. Başta Cumhurbaşkanı
Celal Bayar ve Başbakan
Adnan Menderes olmak üzere
DP'liler tutuklandı.
Demokrat Parti kapatıldı. Yeni anayasa hazırlanması için kurulan
Kurucu Meclise
CHP lideri
İsmet İnönü 'de seçildi. Cumhuriyet Halk Partisi devrimden sonra bütün gücüyle yeni anayasanın hazırlanmasına çalıştı ve bir an önce demokratik düzene geçilmesini savundu. Şubat 1961'de yeni partiler kurulmasına müsaade edildi.
9 Temmuz 1961'de referanduma sunulan
1961 Anayasası halkın %65'inin oyuyla yürürlüğe girdi. Yeni anayasa ile
TBMM iki meclise ayrılıyordu. Bir yanda üyeleri nispi sitemli seçimle seçilen 450 üyeli Millet Meclisi diğer yanda ise 150 üyeden oluşan ve üyeleri 40 yaşını doldurmuş, yükseköğrenim yapmış ve çoğunluk sistemi ile seçilmiş olan
Cumhuriyet Senatosu. Cumhurbaşkanlığı tarafsız hale getirildi ve görev süresi 7 yılla sınırlandırıldı.
TBMM kararlarını denetlemek için
Anayasa Mahkemesi kuruldu. Böylece
Hukuk Devleti kavramı öne çıkarılmış oldu. Temel Hak ve Özgürlükler arttırıldı. Öyle ki,
1961 Anayasası bugün dahi dünyanın en özgürlükçü anayasası olarak anılmaktadır.
CHP seçim çalışmalarını sürdürürken partide
Kasım Gülek hizbi ortaya çıktı. 24 Ağustos 1961'de yapılan 15. Kurultayında İnönü tekrar Genel Başkan seçildi. Genel Sekreterliğe ise
İsmail Rüştü Aksal getirildi.
Yassıada'da yargılanan sabık Demokrat Partililer için 1961 yılı Ağustos ayında karar verildi ve 15 kişi idam cezasına çarptırıldı.
Milli Birlik Komitesi bu cezaların üç tanesini onayladı ve 16 Eylül 1961 günü
DP dönemi Dışişleri Bakanı
Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı
Hasan Polatkan idam edildi. Ertesi gün de Başbakan
Adnan Menderes idam edildi.
Genel seçimlere bu ağır hava ile gidildi. 15 Ekim 1961 günü yapılan seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi beklenen başarıyı elde edemedi.
CHP milletvekili seçimlerinde %36,7 oy alarak 173 milletvekilliği elde etti. Kapatılan
DP'nin ardılı olarak kurulan
Adalet Partisi (
AP) ise %34,8 oyla 158 milletvekilliği almıştı.
Yeni Türkiye Partisi 65,
Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ise 54 milletvekili çıkardı.
Cumhuriyet Senatosu'nda ise üyelikler şu şekilde dağılmıştı:
CHP 36,
AP 71,
YTP 27,
CKMP 16 senatör çıkardılar.
left
Hiçbir parti hükümet olmak için salt çoğunluğu yakalayamamıştı ve Türkiye tarihinde ilk defa koalisyona gidilecekti.
Seçmen 27 Mayıs Devrimi'nin ve idamların faturasını CHP'ye kesmişti. Örgüt seçim neticelerinden hoşnut değildi. Bu nedenle koalisyon çalışmalarına girilmeyerek muhalefette kalınması istenmekteydi. Bütün bu tartışmalar arasında 25 Ekim 1961 günü
TBMM açıldı. Ertesi gün 27 Mayıs Devrimi'nin lideri
Cemal Gürsel son derece güç şartlarla ve özverilerle IV. Cumhurbaşkanlığına seçildi. Seçim son derece zor şartlar altında yapıldı. Çünkü sandıktan çıkan sonuçla Gürsel'in seçilmesi zor görünüyordu. Hatta bu yüzden Silahlı Kuvvetler yönetime bir defa daha el koyma niyetine girdi ancak
TBMM sağduyulu davrandı ve Gürsel Çankaya'ya çıktı. Başbakanlık görevi de 10 Kasım 1961 günü
CHP Genel Başkanı
İsmet İnönü'ye verildi. İnönü 20 Kasım 1961'de
Adalet Partisi ile cumhuriyet tarihinin ilk koalisyon hükümetini kurdu.
22 Şubat 1962 günü Albay
Talat Aydemir'in başında bulunduğu cunta yönetime el koymaya kalkıştı. Kara Harp Okulu öğrencileri harekete geçirildi. Ankara karışmıştı. Olay büyük tecrübe sahibi olan Başbakan İnönü tarafından bastırıldı. Ancak ilk koalisyon daha fazla hükümette kalamadı. Özellikle siyasi af konusunda işler çıkmaza girince Başbakan İnönü 30 Mayıs 1962'de istifa etti. Hükümeti kurma görevi tekrar kendisine verildi.
İsmet İnönü 25 Haziran 1962'de
YTP,
CKMP ve bağımsızlarla II. Koalisyon Hükümeti’ni kurdu.
14 Aralık 1962'deki 16. Kurultay Genel Merkezciler, Gülek-Erim kanadı, üçüncü dünyacılar tartışmalarına sahne oldu. İhraçlar, istifalar partiyi zayıflattı.
Kasım Gülek,
Nihat Erim ve
Avni Doğan bir yıl süreyle partiden ihraç edildi. 1963 Mayıs ayında Talat Aydemir'in II. darbe girişimi de başarıyla bastırıldı.
16 Kasım 1963 ara seçimlerini AP kazandı. Aynı gün yapılan yerel seçimlerde
AP %45,4, CHP ise %36,2 oranında oy aldı. Başbakan İnönü yurtdışında bulunduğu sırada
YTP hükümetten çekildi. Hemen ertesi gün de
CKMP hükümetten çekildiğini açıkladı. II. Koalisyon da çökmüştü. 2 Aralık'ta İnönü istifa etti. AP lideri
Ragıp Gümüşpala hükümeti kuramadı,
III. İnönü hükümeti 25 Aralık'ta kuruldu. Bu defa CHP bağımsızlarla birlikteydi.
Kıbrıs'ta işler karışmıştı. Türklere karşı saldırılar başlamıştı. Bunun üzerine Türk jetleri 24 Aralık 1963'te Kıbrıs üzerinde ihtar uçuşu yaptılar. 16 Mart'ta
TBMM hükümete Kıbrıs'a müdahale için yetki verdi ancak Haziran ayında
ABD Başkanı
Johnson'ın Başbakan
İnönü'ye yazdığı mektup bunu engelledi, Türkiye Kıbrıs'a müdahale edemedi.
İsmet İnönü'nün kurduğu II. Hükümet 1965 yılı 13 Şubat günü bütçe görüşmelerinde sona erdi. Hükümetin bütçesi reddedilmişti. Başbakan İnönü istifa etti. CHP dışındaki
sağ partiler birleşerek seçimlere kadar sürecek bir hükümet kurdular.
İsmet İnönü'nün Kurduğu Üç hükümet:
VIII. İnönü Hükümeti
(20.11.1961-25.06.1962)
IX. İnönü Hükümeti
(25.06.1962-25.12.1963)
X. İnönü Hükümeti
(25.12.1963-20.02.1965)
CHP Ortanın Solunda
Seçimlere gidilirken Cumhuriyet Halk Partisi kendisine bir kimlik belirlemeliydi.
CHP siyasi yelpazenin neresinde duracaktı? Yeni bir ses yeni bir politika gerekliydi. Örgütün ve partinin buna ihtiyacı vardı. Bu yeni ses 1965 yılı ortalarında Genel Başkan
İnönü'den geldi:
CHP ortanın solundadır
CHP bu şekilde hem soldaki
Türkiye İşçi Partisi'ne tabandan gidecek oyları engellemek hem de yeni gidişatını belirlemek amacındaydı.
Ancak
CHP'nin büyük rakibi
AP bu sloganı seçimlere gidilirken tam ters yönde kullandı ve
CHP'yi sosyalizme kaymakla suçladı. 1964 yılında
AP'nin başına geçen
Süleyman Demirel meydanlarda
Ortanın Solu Moskova Yolu diyerek
CHP'yi yerden yere vurdu.
Ayrıca seçimler öncesinde
CHP'nin girişimiyle seçim kanunu değiştirildi ve
Millî Bakiye Usulü getirildi. Bu, küçük partilerin lehine bir gelişmeydi.
AP kanuna muhalefet etti (1969 yılında
AP bu kanunu kaldırmıştır).
10 Ekim 1965 günü yapılan genel seçimlerden
AP zaferle ayrıldı. Türkiye genelinde
AP %52,8 oyla 240 milletvekilliği kazanırken
CHP %28,7 oyla ancak 134 milletvekili kazanabilmişti.
Adalet Partisi tek başına iktidara gelmiş
CHP ise çok büyük oy kaybıyla ana muhalefette kalmıştı (
MP:31,
YTP:19,
TİP:14,
CKMP:11,BĞM:1).
Partide yeni bir isim parlamıştı. Bu isim 1961-1965 arası kurulan üç İnönü Hükümeti'nin de Çalışma Bakanı olan
Bülent Ecevit’ti. 24 Ekim 1966 18. Kurultay’da
Bülent Ecevit genel sekreter seçildi.
Ecevit Ortanın Solu politikasını benimsemişti özellilikle Çalışma Bakanlığı döneminde işçilerle çok iyi ilişkiler kurmuştu. 28 Nisan 1967 olağanüstü kurultayında partiden kopmalar başladı.
Turhan Feyzioğlu'nun başını çektiği
Orta Sağdaki 48'ler grubu partiden ayrıldı. 48'ler daha sonra
Güven Partisi'ni kurdu. 18 Ekim 1968'de 19. Kurultay toplandı. İnönü-Ecevit listesi seçimleri kazandı. Ecevit gitgide partinin hakimi olmaktaydı.
12 Ekim 1969 seçimlerinde
CHP beklediğini bulamadı. İktidardaki
AP %46,5 oy alarak 256 milletvekilliği kazandı ve tek başına iktidarını sürdürdü. Buna karşın
CHP %27,3’le 143 milletvekili kazanabilmişti. Şurası dikkati çeker ki
CHP'den kopma olmasına karşılık parti yine de çok fazla oy kaybı yaşamamıştır (GP:15,BĞM:13,BP:8,MP:6,YTP:6,TİP:2,MHP:1).
AP tekrar büyük çoğunlukla iktidardaydı. Ancak fazla kalamayacaktı. 12 Mart 1971 günü
Türk Silahlı Kuvvetleri hükümeti bir muhtırayla uyardı ve Başbakan
Süleyman Demirel istifa etti. Yeni hükümeti eski
CHP'li
Nihat Erim kuruyordu ve
Ecevit CHP'nin bu hükümette yer almamasını desteklememesini istiyordu.
İsmet İnönü muhtıraya karşı ılımlı bir tavır içine girince ve hükümete destek vereceğini belirtince Genel Sekreter
Bülent Ecevit istifa etti. Yerine Şeref Bakşık geçti. Ancak
Ecevit'in bu muhalefeti onu toplumda büyük prestij sahibi yapmıştı, partide de oldukça güçlenmişti.
İnönü Haziran 1972'deki olağan kurultay öncesinde 5 Mayıs 1972'de V. Olağanüstü Kurultay’ı toplama kararı aldı. Maksadı il ve ilçe kongrelerini birer birer kazanan
Ecevit'i Kurultay’da yenmekti.
5 Mayıs günü oldu Türkiye çok gergindi.
Deniz Gezmiş,
Yusuf Aslan ve
Hüseyin İnan'ın hakkında verilen ölüm cezalarının infaz edileceği beklenmekteydi. THY'nin bir uçağı Sofya'ya kaçırılmıştı. Gerilim Genel Başkan İsmet Paşa'ya da yansıdı. İnönü kalp krizi geçirmişti. Kurultay bir gün sonrasına ertelendi.
6 Mayıs 1972 günü Genel Başkan
İsmet İnönü ve
Bülent Ecevit karşı karşıya geldi.
İnönü açılış konuşmasında açık konuşarak
Ya ben ya Bülent dedi ve kararı partiye bıraktı.
Ecevitde taviz vermez şekilde cevap verince oylama beklenmeye başladı. 7 Mayıs günü yapılan oylama sonucunda
Ecevit'in parti meclisi listesi 709 oyla güvenoyu aldı.
İnönü 507 oyda kalmıştı. Sonuç açıktı;
CHP'de İnönü devri kapanmıştı. 33 yıldır Genel Başkan olarak
CHP'yi yöneten
İsmet İnönü 8 Mayıs 1972'de genel başkanlıktan istifa etti.
14 Mayıs 1972 günü yapılan genel başkanlık seçimi özel kurultayında 51 il başkanının adayı
Bülent Ecevit 913 delegeden 828'inin oyuyla
Atatürk ve
İnönü'den sonra
CHP'nin III. Genel Başkanı seçildi.
Bülent Ecevit Dönemi 1972-1980
Şef Partisinden Halk Partisine
30 Haziran 1972'de toplanan 21. Olağan Kurultay’da partideki büyük iktidar değişiminin bir sonucu olarak, CHP Tüzüğünün 35 maddesi birden değiştirildi. Kurultay, Genel Başkanlık’tan istifa eden İsmet İnönü'nün CHP Kurultayına son katılımına sahne oldu. Bülent Ecevit, 1085 delegeden 1032'sinin oyunu alarak tekrar Genel Başkanlığa seçildi.
Ecevit, asker destekli Melen hükümetine 5 bakan vererek destek oldu. Ancak 5 Kasım'da
Melen'le anlaşamayarak bakanları çekti. 6 Kasım'da
İsmet İnönü partiden ve milletvekilliğinden istifa etti. İnönü, anayasanın eski cumhurbaşkanlarına verdiği
Tabii Senatör olma hakkını kullanarak
TBMM'de tabii senatör olarak çalışmalarına devam etti.
28 Mart 1973'de Cumhurbaşkanı
Cevdet Sunay'ın görev süresi bitti. Org.
Faruk Gürler'i seçtirmek isteyen demokrasi dışı güçlere karşı
CHP ile
AP işbirliği yaptı. 6 Nisan 1973'te
Fahri Korutürk cumhurbaşkanı seçildi.
1973 Seçimleri ve Karaoğlan Zaferi
14 Ekim 1973 seçimlerinde özlenen zaferi elde etmeyi başardı. 1965'te İnönü'nün başlattığı
Ortanın Solu hareketini
Demokratik Sol a dönüştüren ve yığınlara benimseten
Bülent Ecevit CHP'yi birinciliğe taşıdı.
CHP bütün yurtta oyların %33'ünü alarak 185 milletvekilliği kazandı ve birinci parti oldu.
Ecevit'in en büyük rakibi
Süleyman Demirel'in Adalet Partisi ise %29 oy almış ve 149 milletvekili kazanmıştı (
CHP 185,
AP: 149,
MSP 48,
DP 45,
CGP 13,
MHP 3,
TBP 1,BĞM:6 ).
CHP yükselişini sürdürdü ve 9 Aralık 1973'te yapılan yerel seçimlerde
CHP %37 oyla birinci parti oldu.
AP %32 oy aldı.
CHP'nin genel seçimlerde elde ettiği 185 milletvekili tek başına hükümet kurulması için yeterli değildi. Bunun için Millet Meclisi salt çoğunluğu olan 226 üyenin geçilmesi gerekliydi. Cumhurbaşkanı
Fahri Korutürk'ten görevi alan Ecevit'in 27 Ekim-8 Kasım arası koalisyon görüşmeleri sonuçsuz kaldı. 13 Kasım'da görevi alan
AP lideri Demirel'de hükümet kurmakta başarısız olunca görev tekrar Ecevit'e verildi.
Bülent Ecevit 26 Ocak 1974'te
Milli Görüş fikrinin temsilcisi
Necmettin Erbakan'la
CHP-
MSP koalisyon hükümetini kurdu. Devleti kuran ve rejimin temel öğelerini kendi içinde de özümsemiş bulunan
CHP,
İslamcı akımları bünyesinde bulunduran
MSP ile koalisyona girmişti (İleriki yıllarda
CHP genel başkanı olacak olan
Deniz Baykal bu hükümette Maliye Bakanı olarak görev almıştı). Hükümette özellikle laiklik konularında tartışmalar olması kaçınılmaz görünmekteydi.
28 Haziran 1974’te toplanan
Tüzük Kurultayında
Demokratik Sol kavramı doğrultusunda parti tüzüğünde değişikliğe gidildi. Demokratik Sol'un
Marksizm'den kaynaklanmayan yerli bir kavram olduğu vurgulandı.
Ortanın Solu ile başlayan süreç böylelikle sonuçlanmış oldu.
Yeni düzende
CHP kabuğunu kırmış ve yerini bulmuştu.
Taban tabana zıt bu iki partiden kurulan koalisyonda beklenen oldu. Özellikle Türk Ceza Kanunu'nun 163. ,141. ve 142. maddeleri konusunda iki parti görüş ayrılığına düştü. Hükümetin sonu yaklaşmaktaydı. Tam bu sırada
Kıbrıs'ta Albaylar Cuntası cumhurbaşkanı
Makarios'u devirdi. Cunta, adadaki Türklere karşı katliam hareketlerine başladı. Diplomatik görüşmeler sonuçsuz kaldı ve
Türkiye garantörlük antlaşmasının verdiği hakkı kullanarak askeri müdahaleye başladı.
Türk Silahlı Kuvvetleri 20 Temmuz 1974 sabahı
Kıbrıs Barış Harekatı'na başladı. Bu olay Başbakan
Bülent Ecevit'in halk üzerindeki sempatisini oldukça arttırdı. Ecevit her gittiği yerde
Kıbrıs Fatihi Karaoğlan olarak karşılanıyordu. Adaya müdahale ile Türklerin hakları kurtarıldı.
BM çağrısıyla ateşkes yapıldı. Ancak olayın sonucunda gelen
ABD ambargosu Türkiye'ye ekonomik açıdan çok zorlu yıllar yaşattı. Kıbrıs Barış Harekatı'nın ardından hükümet içi anlaşmazlıklar nedeniyle Başbakan Ecevit 18 Eylül 1974'te
CHP-
MSP hükümetinin istifasını verdi. Hükümetin istifasının ardından Ecevit erken seçim kampanyası başlattı. Kıbrıs zaferinin kendisine sağladığı siyasi prestiji oya dönüştürmek istiyordu ancak
TBMM'deki diğer partiler buna yanaşmadılar. Hükümet uzunca süre kurulamadı. Bu arada
CHP 14 Aralık 1974'te 22. Kurultayını topladı. Orhan Eyüboğlu genel sekreter seçildi.
Deniz Baykal ve
Mustafa Üstündağ yeni genel sekreter yardımcıları oldular.
Ecevit'in istifasının ardından başlayan hükümet bunalımı ancak 12 Nisan 1975'te sona erdi.
Süleyman Demirel Başbakanlığında
AP-
MSP-
MHP-
CGP,
I.Milliyetçi Cephe hükümetini kurdular. Ülkede iç gerilim artmakta, ekonomik bunalım gitgide daha da çekilmez bir hal almaktaydı. Sağ-Sol ayrışması ve çatışmalar yaşanmaktaydı. Bu şartlar altında 12 Ekim 1975'te yapılan ara seçimlerde
CHP ve
AP oylarını arttırdı. 6 milletvekili için yapılan ara seçimde milletvekillerinden 5'ini
AP, 1'ini de
CHP kazandı. Senato üçte bir yenileme seçiminde ise
AP 27,
CHP 25,
MSP 2 senatörlük kazandı.
1976 da
CHP içinde çekişme başladı. 8 Mart'ta
Deniz Baykal,
Haluk Ülman,
Erol Çevikçe,
Adil Ali,
Tankut Akalın parti yönetiminden istifa ettiler. Orhan Eyüboğlu Genel Sekreter oldu. Yardımcılığına ise
Ali Topuz,
Hasan Esat Işık,
Mustafa Üstündağ,
İsmail Hakkı Birler seçildi. İktidardaki Milliyetçi Cephe hükümetine karşı toplumsal muhalefet dalgası ise yükseliyordu. Arka arkaya işlenen cinayetler ve özellikle gençler arasında yaşanan sağ-sol kavgası
CHP'ye önemli bir misyon yüklemekteydi. 27 Kasım 1976'da toplanan 23. Kurultay son derece önem yaşıyordu. Bu kurultayda
CHP'nin mevcut altı ilkesinin yanına bir de
Demokratik Sol un altı ilkesinin eklenmesi benimsendi. Bu ilkeler; özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü, gelişmenin bütünlüğü, halkın kendini yönetmesiydi. Ayrıca
CHP'nin
Sosyalist Enternasyonal'e üyeliği kabul edildi. Ecevit tekrar genel başkan seçildi.
1977 Seçimleri CHP İktidara Yaklaştı
[[Resim:Bulentecevit.jpg|thumb|
CHP'nin üçüncü Genel Başkanı
Bülent Ecevit]]
Ülke Milliyetçi Cephe iktidarıyla oldukça sıkıntılı günler yaşıyordu. Ekonomi ve anarşi toplumun en büyük sıkıntılarıydı.
CHP ise 1977 yılı başlarken gitgide güçlenmekteydi. Şubat ayında
DİSK, seçimlerde
CHP'yi destekleyeceğini açıkladı. Nisan ayında ise
TBMM seçimleri 5 Haziran günü yenileme kararı aldı. Seçim kampanyası oldukça sıkıntılı geçti. 26 Nisan 1977'de Ecevit'in seçim otobüsü Niksar'da kurşunlandı. 1 Mayıs 1977'de
Taksim Meydanı'nda düzenlenen
1 Mayıs mitinginde kalabalığın üzerine çevredeki binalardan ateş açıldı. Çıkan izdihamda 37 kişi hayatını kaybetti. 29 Mayıs günü
İzmir Çiğli Havaalanı'nda uçaktan inen
Bülent Ecevit'in bulunduğu gruba ateş edildi. Bu apaçık
CHP Genel Başkanı'nı öldürmeye yönelik bir suikast girişimiydi. 2 Haziran 1977 günü Başbakan Demirel, 3 Haziran'da yapılacak
CHP Taksim mitinginde
Ecevit'e suikast yapılacağını
CHP Genel Başkanı'na bir mektupla bildirdi. Ecevit ise mitingden vazgeçmeyeceğini bildirdi. 3 Haziran günü
CHP Tarihi'nin en görkemli mitinglerinden bir tanesi İstanbul Taksim Meydanı'nda gerçekleştirildi. Yüz binlerce insan
CHP mitingine katıldı ve Ecevit'e destek verdi.
Bu ortamda 5 Haziran 1977 günü yapılan seçimlerden
CHP buruk bir zaferle çıktı. Cumhuriyet Halk Partisi oyların %41,3’ünü alarak 213 milletvekilliği kazandı.
AP %36,8 oy almış ve 189 milletvekili kazanmıştı (
CHP: 213,
AP:189,
MSP:24,
MHP:16,
CGP:3, DP:1, BĞM:4).
Senato üçte bir yenileme seçimlerinde ise CHP:28, AP:21, MSP:1 senatörlük kazandılar. Ecevit ve
CHP çok güçlenmişti ancak matematiksel tablo
CHP'ye tek başına hükümet kuracak çoğunluğu vermiyordu. 14 Haziran 1977'de hükümeti kurma görevini alan
Bülent Ecevit, 21 Haziran 1977 günü azınlık hükümetini kurdu. Hükümet 3 Temmuz günü yapılan güven oylamasında yeterli oyu almayınca Ecevit istifa etti. Hükümeti kurma görevini alan
AP Genel Başkanı
Süleyman Demirel 21 Temmuz günü
MHP,
MSP ve Demokratik Parti ile
II. Milliyetçi Cephe hükümetini kurdu.
Ülke çok sıkıntılı günler yaşıyordu. Ekonomi öyle bir darboğaza girmişti ki, en basit ihtiyaç maddeleri bile karaborsaya düşmüştü. Zamlar, devalüasyonlar birbirini izliyordu. Enerji sıkıntısı had safhadaydı. Türkiye ithal malların parasını ödeyemez haldeydi. Döviz bulunamıyordu.
Financial Times gazetesi 25 Kasım günü durumu şöyle özetliyordu;
Türkiye iflas etmiş bir ülkedir. Öte yandan anarşi ve terör artarak sürmekteydi ve toplumsal kutuplaşma can almaya devam ediyordu.
Bu şartlar altında 11 Aralık 1977 günü yapılan yerel seçimlerde
CHP %41,7 oy alarak 41 il merkezinin belediye başkanlığını kazandı. Milliyetçi Cephe'nin büyük ortağı
AP ise %37,1 oy almıştı.
AP 15 il merkezini kazanabildi. Seçim sonuçlarının ardından
AP'den ayrılanlar oldu. 11 milletvekili partiden istifa etti. Bu isimler şunlardır; Orhan Alp, Tuncay Mataracı, Şerafettin Elçi, Mete Tan, Güneş Öngüt, Ahmet Karaaslan, Hilmi İşgüzar, Enver Akova, Ali Rıza Septioğlu, Mustafa Kılıç, Cemalettin İnkaya.
Seçimlerde başarılı olan
CHP'nin genel başkanı Bülent Ecevit 22 Aralık günü hükümet hakkında bir gensoru verdi ve yılın son günü 31 Aralık 1977'de II. Milliyetçi Cephe 218 güvenoyuna karşı 228 güvensizlik oyu ile düşürüldü. Hükümeti kurma görevini cumhurbaşkanından alan Bülent Ecevit
CGP, Demokratik Parti ve bağımsızların desteğiyle 5 Ocak 1978'de hükümetini kurdu. Ecevit ekonomi ve devlet yapısında bir enkaz devraldıklarını ve çetin bir dönemden geçeceklerini belirtti.
Ülkedeki gerilim ve ekonomik buhran etkisini gitgide daha fazla arttırıyordu. Zamlar, devalüasyonlar, uzayan kuyruklar, karaborsa, enerji kıtlığından kaynaklanan elektrik kesintileri artık olağan hale gelmişti. Ülke belki de en karanlık günlerini yaşamaktaydı. Bunun yanına bir de terör eklenince iş, içinden çıkılmaz bir hal alıyordu bu nedenle Başbakan
Bülent Ecevit'in
enkaz benzetmesi hiçte abartı sayılmazdı. Mart 1978'de
İstanbul Üniversitesi'nde öğrenciler katledildi. Ekim ayında
Türk-İş,
CHP-
AP koalisyonu kurulmasını önerse de bu kabul edilmedi. Yıl sonunda
Kahramanmaraş'ta çıkan olaylarda 105 kişi öldü. Sadece 1978 yılı içinde ülkede 831 kişi öldürülmüştü. 1979 yılı da sıkıntılarla başladı 1 Şubat'ta
Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni
Abdi İpekçi katledildi. Mart ayında iğneden ipliğe hemen her maddeye büyük oranda zam yapıldı.
TÜSİAD Ecevit Hükümeti’nin çekilmesi için gazete ilanları vermeye başladı ve Başbakan Ecevit'in sert tepkisiyle karşılık buldu. 14 Ekim 1979'da yapılan milletvekili ara ve senato üçte bir yenileme seçimlerini
AP kazandı. Açık bulunan 5 milletvekilinin tümünü ve 33 senatörlüğü
Adalet Partisi kazandı.
CHP 12 senatörlük kazanabildi.
CHP oyları %41'den %29'a düşmüştü. 16 Ekim'de başbakan Ecevit istifa etti. Hükümeti kurma görevini alan
Süleyman Demirel 12 Kasım 1979'da azınlık hükümetini kurdu.
thumb Ecevit ve Cumhurbaşkanı
Fahri Korutürk ]]
4 Kasım 1979'da ara seçim yenilgisinin ardından
CHP 8. Olağanüstü Kurultay’ı toplandı. Genel Başkan Ecevit güvenoyu istedi. Parti içi muhalefetteki
Deniz Baykal ve Ali Topuz grupları yönetimi çok sert bir biçimde eleştirdiler. Güven oylamasında Ecevit, 4 çekimser, 20 ret oyuna karşılık 1341 oy ile delegelerin güvenoyunu aldı. Genel Sekreterliğe Mustafa Üstündağ getirildi.
CHP'de bunlar olurken 1980 yılı Tariş olayları ve ekonomik önlemler içeren 24 Ocak Kararları ile başladı. Cinayetler, boykotlar ve ekonomik zorluklarla dolu günler birbirini izliyordu. Mayıs ayında
Çorum'da olaylar çıktı ve 48 kişi hayatını kaybetti. Terör; genç, siyasi, aydın, yazar, sağcı ve solcu demeden can almayı sürdürüyordu. Öyle ki, 1980 yılında meydana gelen 10.000 terör olayında yaklaşık 2 bin insan ölmüştü. Mayıs ayında
MHP Genel Başkan Yardımcısı
Gün Sazak öldürüldü. Eski
CHP önderlerinden
Nihat Erim de teröre hedef olanlar arasındaydı (19 Temmuz 1980). 22 Temmuz’da Türkiye Maden-İş Sendikası Başkanı
Kemal Türkler öldürüldü. Çeşitli çevrelerin önerdiği
CHP-
AP koalisyonuna ise her iki partide sıcak bakmıyordu. Bu arada 6 Nisan 1980'de Cumhurbaşkanı
Fahri Korutürk'ün görev süresi bitmişti.
TBMM bir türlü yeni cumhurbaşkanını seçemiyordu. Turlar birbirini izliyor ancak sonuç alınamıyordu. Bunca karışıklık içinde bir de ülke
başsız bırakılmıştı. Türkiye uçurumun kıyısına gelmişti.
12 Eylül 1980 sabahı Türk Halkı,
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sesi ile uyandı. Ordu yönetime el koymuş,
TBMM, hükümet, anayasa feshedilmişti. Tüm yurtta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Siyasi partilerin, derneklerin ve sendikaların faaliyetleri durduruldu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral
Kenan Evren ve kuvvet komutanlarının oluşturduğu
Milli Güvenlik Konseyi ülkenin tek hakimiydi.
CHP Genel Başkanı
Bülent Ecevit ve
AP Genel Başkanı
Süleyman Demirel Gelibolu'daki Hamzakoy tesislerinde gözetim altına alındı.
MSP Genel Başkanı
Necmettin Erbakan ve
MHP Genel Başkanı
Alparslan Türkeş İzmir-Uzunada'ya gönderildi.
30 Ekim 1980 günü
Bülent Ecevit,
CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etti. 21 Şubat 1981'den itibaren
Arayış dergisini çıkardı. Buradan ya da başka kanallarla verdiği demeçlerden dolayı yargılandı ve cezaevine girdi.
MGK bir yıl sonra, 16 Ekim 1981'de tüm siyasi partilerle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi'ni de kapattı. Böylece Türkiye Cumhuriyeti Tarihi'nde
CHP'nin ilk dönemi sona ermişti.
Ecevit'in Kurduğu
CHP Hükümetleri:
I. Ecevit Hükümeti
(26.01.1974-17.11.1974)
II. Ecevit Hükümeti
(21.06.1977-21.07.1977)
III. Ecevit Hükümeti
(05.01.1978-12.11.1979)
1980 darbesi sonrası kapatılan CHP'nin kadrosu
SHP ve
DSP'de kendine yer buldu.Daha sonra 1992 yılında
Deniz Baykal ve grubu SHP'den ayrılarak CHP'yi yeniden kurdu. 2007 seçimlerinde DSP ile ortak hareket etme kararı aldı. Buna göre, DSP adayları CHP listesinden seçimlere katılacak.2007 seçimlerinde gerek YTP'nin önceden katılması gerekse DSP ile olan seçim birliğinden dolayı solda beklenen sinerji oluşturulamadı ve beklenin üstünde bir oyla CHP %19.4'den ancak %20.9'a çıkabildi.
Kaynakça
Hikmet Bila, CHP 1919-1999, Doğan Kitap, İstanbul 1999.
Yeni Türkiye, Türk Demokrasisi Özel Sayısı, Ankara 1997.
Ayşe Kadıoğlu, Zaman Lekesi, İBÜY, İstanbul 2006.
Tarık Zafer Tunaya, Devrim Hareketleri İçinde Atatürk ve Atatürkçülük, İBÜY, İstanbul 2002
Can Dündar, Karaoğlan, 2004
Cumhuriyet Gazetesi, Cumhuriyetin 80 yılı, 2003
İletişim Yayınları, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi , İstanbul 1983
Seçim Sonuçları, Belgenet İnternet Sitesi İlgili maddeler
27 Mayıs
12 Mart
12 Eylül
28 Şubat
Mustafa Kemal Atatürk
İsmet İnönü
Bülent Ecevit
Deniz Baykal
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Kemalizm
Sosyal Demokrasi
Demokrasi Dış bağlantılar
http://www.chp.org.tr/
İlgili Olabilecek Başlıklar: